Yılın en kısa ayı ilk haftası da sömestr tatiline denk gelince benim için verimli bir ay oldu. En Mavi Göz Nobel ve Pulitzer ödüllü yazar Toni Morrison’ın ırk ayrımını, yoksulluğu çocukların gözünden anlattığı romanı. Şubat ayında okuduğum kitaplar içinde beni en etkileyen roman bu oldu diyebilirim. Roman özellikle siyahilerle beyazlar arasındaki –kendilerince- farklara odaklanmış bir kitaptı. Beyazlar siyahileri derilerinin rengi koyulaştıkça daha pis, serseri ve çirkin olarak görürken en şaşırdığım siyahilerin de kendini öyle görmesi idi
En Mavi Göz’de bölüm bölüm direkt bazen de dolaylı olarak hikayesi anlatılan Pacola siyahi bir kızdır. Yoksuldur, annesi ilgilenmez hatta babası istismar eder. Pacola’ya göreyse gözleri mavi olursa her şey düzelecek ve herkes onu sevecek. Kendi bile hor görülmeyi o kadar kanıksamış ki o da çirkin olduğunu düşünüyor.
Kitaptaki tüm karakterler aslında hor görülüyor. Hem de etrafındakiler dışında kendi ailelerinde de. Beyazlarda içselleşmiş ırkçılık siyahlarda da bilinçaltında kendilerine nefret duymasına sebep oluyor. Siyah insanlar beyazları seviyor, koruyor ve onları değerli olarak görüyor. Pacola’nın annesi kendi kızını her fırsatta azarlar ve ne kadar çirkin olduğunu söylerken yanında çalıştığı beyaz ailenin kızına prenses gibi davranır. Üstelik bunu kendi kızının yanında yapmaktan çekinmez. Toni Morrison bu aşağılık hisseden ruh halini o kadar güzel betimliyor ki uzun süre etkisinden çıkamadım.
Sadece kitabın başında anlatıcı olan kız kardeşler henüz beyazın çekiciliğine kapılmamıştır. Caludia kendisine gelen beyaz bebeği parçalarına ayırmak ister. Hatta bunu beyaz kız çocuklarına da yapmak istediğini söyler ki bu bir yandan da toplum tarafından görünmez kabul edilen siyahi çocukların nasıl nefret dolu olduğunun göstergesidir.
En Mavi Göz’de her bölüm bir mevsimin adıyla isimlendirilmiş. Geriye dönüşlerle Pacola’nın hikayesi anlatılıyor. En son bölümde babasının istismarı sonunda hamile kalan ve herkes tarafından dışlanan, görmezden gelinen Pacola tepkisini delirerek gösteriyor.
Son dönemde okuduğum kitaplar içinde “Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok” ve “En Mavi Göz” unutulmaz romanlarım arasında yerini aldı bile.