·83 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Mart 2022 18:57 "Ölümün kıyısında, onu anlayacak, ona acıyacak hiç kimse olmadan böyle tek başına yaşayacaktı."
O kadar, o kadar etkileyiciydi ki kelimelerim yetersiz kalıyor anlatmaya. Az evvel bitirdim. Kitabın kapağıyla bakışıyorum. Çok etkileyiciydi.
İvan İlyiç'in cenazesiyle başlıyor kitap. Daha sonra İvan'ın yaşamının içerisine giriyoruz. Yaşarken nasıl bir insan olduğunu görüyoruz.
"Comme il faut (olması gerektiği gibi)"
İvan'ın hayatını anlatan cümle kesinlikle bu. Hayatındaki her şeyi bir düzen içinde, olması gerektiği gibi yapıyor. Neye göre olması gerektiği gibi? Kitabın ilerleyen kısımlarında da bunu sorguluyor İvan.
Ölümün kendisine yaklaştığını görüyor. Ve bir idam mahkumu nasıl hayata tutunmaya çalışırsa o şekilde hayata tutunmaya çalışıyor.
Kitapta şöyle bir kısım geçiyor:
'Kiesewetter'in Mantık kitabındaki 'Gaius insandır, insanlar ölümlüdür, o zaman Gaius da ölümlüdür' şeklindeki tasım örneği ona ömrü boyunca doğru gelmişti, ama hep Gaius bağlamında; kendisiyle hiç ilintisi olmadan."
Aslında ölüm herkes için var olan bir durum ama İvan bunun kendisi için de var olduğunu unutarak ya da böyle bir ihtimali hiç düşünmeyerek yaşıyor. Tıpkı Pyotr İvanoviç gibi. Tıpkı bizim gibi.
Bu kitabın bana ne hissettirmesi gerektiğini tam olarak bilemiyorum.
Çok etkileyiciydi.
Uzun bir süre etkisinden çıkamayacağım sanırım.