kitap özellikle ilk sayfalarda bilimsellikten uzak görünmekte. bunda en önemli etken mu kıtası ve atlantis'e yapılan göndermeler ve bu göndermelerin kaynaklarının bilimsel çevrelerce yok hükmünde sayılan eserlerden oluşması. bu isimlerden örnek vermek gerekirse siegfried obermeier ve james churchward başı çekmektedir. bunun yanında anadolu gelenekleriyle ilgili ortodoks inancıyla kurulan bağlantılar konusunda da oldukça yanlış seçimler yapılmış. bu konuda mircea eliade gibi bir isim varken gene yanlış kaynaklara yönelenmiş. bu da çok daha derin anlamları olan adetlerin kaynağının yanlış anlaşılmasına sebebiyet vermiş.
bu eleştirileri bir tarafa koyarsak, kitapta gerçekten oldukça yoğun bir bilgi bombardımanı var. kitaba eleştiri ile başlamamın sebebi de kitaba duyduğum saygıdan kaynaklanmakta. çünkü genel kültür anlamında gerçekten size bir şeyler katacak bir eser. insan ister istemez sütteki lekeleri görünce bir üzülüyor.
aslında kitap ile ilgili çok uzun bir inceleme yazmayı planlıyorum fakat bu denli yoğun bilginin yer aldığı bir kitabın alıntılar yoluyla izah edilmesi yeni bir kitap yazımına dönüşeceği için vazgeçtim. bunu belirtmemin sebebiyse tarihe, sanata ve dinler tarihine ilgisi olanların bu kitabı neden edinmeleri gerektiğini vurgulamak istememdir.
velhasıl eksik ve yanlışlarına rağmen şiddetle önerebileceğim bir eser.