Puan vermedi·282 syf.····Okunma: 04 Nisan 2022 06:41 Hep diyorum. Her kitap bitince bir olmayan bakış açısı yükleniyor bana. Bu kitap bana bir çok bakış açısı kattı. Umudumu asla yitirmememem gerektiğini ilk maddede. Hepimiz zaman zaman buhran dönemlerinden geçebiliyoruz. Yalnızlık bunlardan biri.. Yaşadığımız hayatı artık yaşamamak , isyan etmek, umutsuzluğa düşmek gibi.. Yalnız kaldığımızda, herkesin bize karşı olduğunda, hata yaptığımızda ve sevgisiz kaldığımızda depresyon bulutlarında gezeriz.. Oraya kadar gelirken vermiş olduğumuz onca emeğin hiçliği boyutuna ulaşırız. Aslında yalnızlığın, kendine olan inancının, umudunun kırılmadığı hislerini kazanabildiğinde bunların hiç birine ihtiyacın olmadığını anlıyorsun. Savaşmaya devam ediyorsun. Kitapta kahramanımız Nora o buhranın içinde umudunu tamamıyla kaybettiğinde intihar etmeye kalkışıyor ve ölümle yaşam arasında Adı "Gece Yarısı Kütüphanesi" olan paralel evrende gözlerini açıyor. Aslında var olmayan bir yerde, zihninde oluşturduğu bir araf. Onun hayatının tüm olasılıklarının yazılı olduğu sonsuz kütüphane. Vazgeçtiği pişman olduğu tüm hayatları deniyor ve dünyaca ünlü rock star, yüzücülük dalında dünya şampiyonası olduğu hayatlarda bile kendini oraya ait hissedemiyor ve mutsuz olduğu her an başka bir olasılık denemek üzere Gece Yarısı Kütüphanesi'ne geri dönüyor. Bazen olasılıklar içinde kayboluyor, herşey oluyor. İstediği hayata kavuşması için bir farkındalık gerekli çünkü. Kütüphane de ona destek veren Elm'in de desteğiyle gittiği bir hayata umutlarıyla gidiyor ve anne olduğu hayatı çok seviyor. Kızı molly, Eşi Ash ve köpeğiyle bu umut vaat eden çok sevimli hayatı seviyor. Bir süre sonra başka bu Nora'nın emeğiyle geldiği hayatı haketmediği hissine kapılıyor. Bir bakış açısı kazanıyor; bu hayatları yaşayanın kendisi olduğunu aslında isteyipte başaramayacağı hiç bir şey olmadığını. Sadece hayata dair yaşama sevincini, umudunu kaybetmeyip ayağa kalkması gerektiğini, YAŞAMASI GEREKTİĞİNİ anlıyor. Zihninde oluşturduğu bu paralel evrenin ona katkısı aslında o hayatları yaşayabilecek bir ömre hala sahip olduğu. Yaşamak istiyor. Kendi kök hayatında da bu başarılara, o mutlu günlere erişebilmenin tamamen kendi ellerinde olduğu kanısına varması sonucunda kütüphane yıkılıyor; kök hayatına iniş yapıyor. Gözlerini açtığında yaşama isteği, içinde ki kocaman umut ışığı ile kök hayatında buluyor benliğini. Ve tüm başarıları imzalamak adına başladığı bir yolculukta kitabın sonuna geliyoruz. Deneyimlediği birbirinden apayrı hayatlar içinde, en köklü değişim hissinin ancak kaçıp gitmek istediği hayatta yaşanabileceği Nora'nın dersiydi. Yaşamın sonsuzluğunu görmüş ve o sonsuzluğun içinde yalnızca neler yapabileceğini değil, nasıl hissetmeyi seçebileceğini de görmüştü. Şunu çok sevdim;
Nora'nın kök hayatında intihar girişimi sonrası hastanede uyandığında yazdığı bir yazı;
"Bir şey Öğrendim (Her şey Olmuş Bir Hiç tarafından Yazılmıştır)" başlıklı yazıyı herkesin okuması gerekli. Bu kitap zihninizin derinliklerinde size bir kıvılcım yakıyor ve o kıvılcımla siz bir çok şey başarabiliyorsunuz. Bu kitap kesinlikle ödülü haketmiştir. Teşekkürler Matt Haig.. Bana bir çok şey kattın..