“Büyülendim, cinlendim sanıyorsun ama bu aşk.”
Evet, itiraf edeyim bir Netflix dizisinde adını duyunca okuyayım dedim bu kitabı. Gabriel Garcia Marquez’in Aşk ve Öbür Cinler isimli romanını okuyan var mı? Yazarın birkaç romanını okumuştum. Aşk ve Öbür Cinler diğer kitaplarına göre daha hafif bulduğum bir roman oldu.
Marquez gazetecilik yaptığı dönemde esrarengiz bir mezarlıkta saçları çok uzun -22 metre- bir kız cesediyle karşılaşır. Büyükannesinden dinlediği bir hikaye – ki romanlarının çoğunun büyükannesinin anlattıklarından doğduğunu okumuştum daha önce- ile mezarlıktaki kızın cesedi ve uzun saçları birleşince Aşk ve Öbür Cinler çıkar ortaya.
Kuduz bir köpek tarafından ısırılan Sierva Maria Doktor Abrenuncio tarafından muayane edilir ve doktor kızın babasına yapılacak bir şey olmadığını söyler. İnancı, hayatı, aklı çok da sağlam olmayan babası Marki çareyi manastırda arar. Manastırdaki rahibe göre kızı cinler ele geçirmiştir, lanetlenmiştir ve cinlerin çıkartılması gerekmektedir. Bu işlem sırasında Sierva Maria’ya çok iyi davranılmaz ve yapılan işkenceler sonunda ölür.
Romanın cin kısmı burası. Aşk kısmındaysa psikoposun Sierva Maria ile ilgilenmesi için görevlendirdiği din adamı Cayetano’ya olan aşkı anlatılıyor. 33 yaşındaki rahip 12 yaşındaki Sierva Maria’ya yanlış olduğunu bile bile aşık olur ve onu kurtarmaya çalışır. Başarılı olamayınca da cüzzamlılara gönüllü olarak yarımcı olan bir manastırda görev alır.
Bu roman hakkında ne yazabilirim diye düşündüğümde ilk hissettiğim huzursuzluk hissi oldu. Kitap bence başından sonuna kadar huzursuz ve mutsuzdu.7 aylıkken dünyaya gelen Sierva Maria zenginlik peşinde bir anne ile karakteri çok da şekillenmemiş bir babanın kızıdır. Erken doğan Sierva Maria yaşaması için düğün gecesine kadar saçlarının kesilmeyeceği adağıyla büyütülür, çok uzun saçları vardır-ki bu saçlar cin çıkarma işlemleri sırasında kesilir- köleler tarafından yetiştirilir. Ne annesi ne babası ilgilenmez onla, kölelerle büyüyen kız da onlar gibi davranır, onlar gibi konuşur ki manastırda cinler tarafından ele geçirildiğini düşünmelerinin bir sebebi de bu davranışlardır.
Marquez bu kitabıyla bağnazlığa, dogmatik düşüncelere, köleliğe, aşksız evliliklere, cahil din adamlarına dikkat çekiyor. Kitaptaki Doktor Abrenuncio aydınlığı temsil ederken manastır karanlığı ve cahilliği temsil eder. Doktorun ateist olması da Marquez’in bu kitabı cahil din adamlarını eleştirmek amacıyla da yazdığını düşünmemi sağladı. Rahip Cayetano’nun doktorla konuştuğu kısımlar da bu düşünceyi vurguluyordu.
Yozlaşma üstüne kurulmuş bir aşk hikayesi olan Aşk ve Öbür Cinler aslında aşkın insan kimyasını nasıl bozduğunu da anlatıyordu- Özellikle rahibin aşık olduktan sonra içinde kendiyle hesaplaşması buna örnekti.- aşk üstüne diyalogları gerçekten çok iyiydi.
Olayların kitabın yarısında başladığını söylemek isterim. Ortaçağ’ın boğucu atmosferinde şekillenen bir aşk hikayesi olan Aşk ve Öbür Cinler mutlaka şans vermeniz gereken bir yapıt.
“Mutluluğun iyi edemediğini iyileştirecek hiçbir ilaç yoktur.”