SPOİLER İÇERİR
Gülmekten yüz kaslarımın ağrıdığı, kitabı elimden bırakmak zorunda kaldığım bir kitaptı. Tek bir sayfasında bile sıkmayan, ilaç gibi bir kitaptı. Ceyhun’a daha fazla aşık oldum, Avni ve Ufuğa daha fazla acıdım (Serceden çektiklerinden dolayı), Serce’yi daha fazla idolüm olarak görmeye başladım. Haseki ve Haydut’a giderek daha çok bağlandım. Onlar gerçekten bir kediden fazlası, onlar gerçek bir insan özellikleri taşıyan kediler. Her sahnede gülmekten yarıltabilen bir kitap mümkün olabiliyormuş demekki. Hazal çok kısa bir süre için kitapta olsa bile, sadece adını okumak sinirlerimi bozdu. Radar Rafet ve Duran kovulurken içimin yağları eridi, Serce’nin yerinde olup yüzlerine bir kere de ben tükürmek istedim, Salih’i karşıma alıp, bir kere de ben teşekkür etmek istedim. Serce’nin yazarla konuştuğu anlar, taksiciyle olan sahne, ailelerle olan sahneler ve daha fazlası. Güzel sahnelerin altını çizmekten, kalem bitti. Sonlara geldiğimde, kalem, var ile yok arasında çiziyordu. İlk sayfayı açıp yazı boyutunu gördüğümde hafif tırsmadığımı söylesem yalan olur. Ama, hiçbir şekilde beni zorlamadı. Hatta, 1,5 günde bitti. Sayfalar o kadar akıcı ve eğlenceliydi ki, o korkumu çok kısa bir sürede geçirdi. Sonlarda yaşanan o olay, başta beni bi korkutsa da, Sercenin kişiliğini ve yarım bırakılan sahneyi hatırlayınca, hemen olayları anladım. 100 kitap olsa, hiç sıkılmadan okuyacağım bir seriydi. Erken ama tadında bittiğini düşünüyorum. Sonu, tam olarak Ceyhun’dan, Serce’den ve tabiki sevgili yazarımız K. Kübra Berk’den beklenecek bir şekilde bitti. Bu kitabı bir daha unutacağım düşünmüyorum. Sıkıldıkça, rastgele sayfalar açıp içinde kaybolacağıma eminim. Okuyun. Okumazsanız, siz kaybedersiniz.