·440 syf.····Okunma: 19 Nisan 2022 15:31 Cradle serisinin 10. kitabı olan Reaper için ne anlatsam, hatta konusunu bile yazsam seriyi okumayanlar (hatta okuyup da geriden gelenler) için büyük spoiler içerecek, o yüzden mümkün olduğunca yüzeysel yazacağım (spoiler olmayacak).
Kitabın ilk yarısında hem kendi iş yoğunluğumdan ötürü kopuk kopuk okumamdan, hem de kitabın kendi standartlarına göre yavaş ilerlemesinden dolayı önceki kitapların tadını pek alamadım. Ancak kitabın ikinci yarısında hem ben daha özverili olabildim hem de kitap alışageldik pace'ine kavuştu ve işin rengi siyah ile beyaz gibi değişti.
Serinin sonlarına yaklaştıkça bazı gizli noktaların ortaya çıkması serilerin en güzel özellikleri olsa gerek. Serilere çok uzun zaman harcanıyor ancak kim ne amaç güdüyor, ortada açık görünen şeylerin altında hangi sırlar gizlenmiş gibi sorular yavaşça ortaya çıktıkça verilen emeğin ve harcanan zamanın karşılığını aldığını hissediyor insan. Bu kitabın sonunda da öyle bir şey çıktı ki ortaya, kitabın geri kalanı çöp olsaydı bile sırf o son ile 10 üstünden 10 puanı hak ederdi diye düşünüyorum (acaba abartıyor muyum?).
Bahsi geçen son harici Dreadgod'lar ve Monarch'lar hakkında da epeyce detaylı bilgi ediniyoruz. Ayrıca Abidan tarafına da bu kez daha fazla şahit oluyoruz. Daha önceki yorumlarımda da bahsetmiş olmam gerek, bu seri iki ayrı kol üzerinden ilerliyor (elbette ileride birleşen türden iki kol). Birisi Cradle, diğeri de Abidan. Başta Abidan kısmını çok gerekli görmemiştim, Cradle tek başına yeterli gelmişti, Abidan işi gereksiz karmaşıklaştırıyor gibi geliyordu. Ama bu fikrim serinin sonuna yaklaştıkça değişmeye başladı. Sanırım son iki kitabı okuyunca tamamen bu fikirden uzaklaşmış olacağım.
Bu inceleme vesilesiyle tekrar hatırlatayım. Seri tam bir progression fantasy. Önceki incelemelerimde de bahsettiğim üzere seri, Xianxia türünden çokça etkilenmiş, izlerini rahatça görebiliyoruz. Naruto tarzı shounen manga severlerin bu seriyi de seveceklerini düşünüyorum (bunu sanırım her Cradle kitabında yazacağım).