Gönderi

Cinsellik/Irkçılık/siyaset
Puan vermedi·752 syf.·
2021 153. kitabı
Kitabın yazılma amacı elbette kendi çapında siyaset yapmak. Gülünç olan şu ki kendilerini bir hayli gülünç düşürmüş olmaları. Burada herkes madem görüşünü savunuyor, ben de görüşümü savunayım. Bakın
1000Kitap
Bir Gün Tek BaşınaVedat Türkali · Ayrıntı Yayınları · 20256,5bin okunma
··
18,3bin Gösterim
8 Yorum
Bu kitapla ilgili çok yanıldığınızı düşünüyorum.Bu kitabın çok güzel araştırmaları olan tahlilleri var okumanızı öneririm. ana hikayenin ana hattını oluşturan şeyler gerçek hayattan alınmış şeylerdir.Dönemin olaylarını çok iyi yansıtması dikkatinizi cekerim dönemin diyorum siz su an ki bakış açısıyla olayları değerlendiriyorsunuz.Zaten yazarın da anlatmak istediği devrimci vs ne olursa olsun bir insanın her şeyi yapabilecek potansiyeli oldugunu anlatmasıdır.Aslında siyaset,dönemin işçi hakları vs vs bunlar degil asil kitapta vurgulanmak istenen.Benim nazarımda insan psikolojisini müthiş işlemiş bir roman.Olaylar silsilesini düşünürseniz böyle bir kitap.Aslında tartışılacak çok çok şey var kitapla ilgili ama uzun sürer.Bazı noktalarda elbet kötüdür mükemmel olamaz zaten.Katıldığım noktalarınız var ama her kitap yazarını yansıtır bunu da unutmamak gerekir.
Benim annem, anneannem, teyzem ve halalarım da dışarıya kapanık sadece ailesine karşı açıktır. Dışarıdan tanımadığı insanlarla sohbet etmezler, etmek istemezler. Biz bu çerçevede büyüdük. Birçok insan için bu medeniyetsizlik görünüyor. Ya da dinin getirdiği bir yozlaşma. Konuşan insanlar için bir laf yok, ama konuşmayanlar ve ailesine dönük yaşayanlara bağnaz muamelesi yapılıyor. Ne alaka harbiden? Nasıl yaşamak istiyorlarsa yaşasınlar, kime ne... Ahlak, erdem, sadıklık kesinlikle din ile yakından uzaktan alakalı kelimeler olduğunu düşünmüyorum. Dinlerin çoğu bunların öneminden bahsetse de, inancı ne olursa olsun insan olan bir bireyde mutlaka bulunması gereken özellikler bence. Bu arada sitede müslüman olan insanlara ve İslamiyet'e ayrı bir karalama çabası var. Ya kardeşim neye inanıyorsanız inanın, kimsenin umrunda değilsiniz. Niye kendi inancınızın doğru olduğunu %100 kanıtlama peşindesiniz anlamıyorum bu durumu da. İncelemeye farklı bir konudan değinmişsiniz, tebrik ederim. Kaleminize sağlik.
Çok teşekkür ederim. :) Maalesef ülkemizin en büyük sorunu bu. :/
Bazı değerlendirmelerinize katılmıyorum maalesef. Bir insanın veya bir grubun örneğin işçi grubunun haklarını savunmak için Müslüman olmaya veya o kişilerle aynı dinden olmaya gerek var mı? İnsan hakları evrenseldir, insanlar istedikleri dine inanırken kendi gibi olmayanların haklarını savunamazlar mı? Ben bir Müslüman olarak Çin'de yaşayan Budizm'e inanan ve sömürülen bir işçi için üzülebilirim. Dini inancımız başka, haksızlık hukuksuzlukla verdiğimiz mücadele başkadır. Bir insanı iyi ve ahlaklı yapan şey yalnızca dini değildir, evet din de insanı güzel ahlaka yönlendirir ama hiçbir dini inancı olmayıp yardımseverliğiyle, haksızlığa boyun eğmeyişiyle, insan ve doğa sevgisiyle birçok dindar insana ahlaki açıdan ders verecek bir sürü insan var dünyada. Diğer taraftan, "namus" kavramını yalnızca cinsel boyutuyla ele almak büyük bir haksızlıktır. Benim nezdimde "kul hakkı yiyen, garibanı ezen kötü davranan, doyumsuz ve açgözlü, çevresine hiçbir faydası dokunmayan, yararsız, hayırsız ve bencil" insanlar "karısını veya kocasını aldatan" insanlardan daha namussuzdur. İnsanın eşini aldatması kişiseldir, sadece o kişilere ve ailesine zararı dokunur, bir tercihtir ancak diğer türlü namussuzlukların topluma yan etkileri vardır. O yüzden karısını aldatan bir adamı "külliyen namussuz" olarak nitelendirip "işçi haklarını ne cüretle savunur, bu nasıl devrimci" demek haksızlıktır. Şimdi benim "aldatmayı meşrulaştırdığımı" filan düşünmeyin, tabi ki yanlış buluyorum, tabi ki bunu ahlaka aykırı buluyorum. Ancak lütfen bu iki şeyi birbirinden bağımsız düşünelim. İnsanların duygusal arzularına yenik düşüp aldatmak gibi hatalar yapmaları toplumu yozlaştırmaz, ancak haksızlığa boyun eğen insanların artması toplumu yozlaştırır. Belki de yazarın kitapta vermek istediği mesaj budur, Kenan ve Gülşen kişisel olarak ailelerini aldatsalar da topluma faydası dokunan insanlar olabilirler, bunlar birbirinden bağımsızdır. Edebiyatta 19. yy klasik akım döneminde değiliz ki romanlarda karakterler ya tamamen kötü ya tamamen iyi olsunlar. Gerçek olan insanların hem iyi hem kötü yönlerinin bulunmasıdır. Son bir nokta daha; Kenan'ın karısının ailesine bağlı, iyi bir insan olması aldatmayı hak etmemesi vs konusu. Hiçbir insan aldatılmayı hak etmez ki, aldatılan tüm kadın veya erkekler eşine, ailesine kötü davranan, çirkin, sıkıcı insanlar değil ki. Bu başka bir şey, mükemmele yakın insanlar da aldatılabilir. O yüzden yazarın "mütevazi, namuslu, ailesine bağlı kadın aldatılır" gibi bir mesajı yok, lütfen çarpıtmayalım. Fikirlerinize saygı duyuyorum, ama kitabı bir de bu açılardan değerlendirin bakalım.
Yok hayır siz yanlış anladınız. Kişinin dini elbette beni bağlamaz, ben orada 'işçiyi savunurken onun dinin, inancının ve kültürünün yok sayıldığını belirttim' Bir insanın düzenini, hayatını altüst eden de namusuzdur. Çoklu ya da tekli fark eder mi namusuzluk için? Kenan ve Gülsen faydalı kişiler olmadılar, sadece yazarın fikrini aktarması için yaratılan karakterler idi. Ben sadece örneklendirdim kendi görüşümle çünkü Kenan'ın karısının bu hali Kenan'ın nedense evliliğinden sıkılmasına neden oldu¿ Ben de size saygı duyuyorum. Görülen ve görünenleri sadece belirttim o kadar. Teşekkür ederim yorumunuz için :)
1 yanıtı göster
Kitabı merak etmiştim solcu bir yazar öneriyordu sizin anlatımınızı okuyunca gereksizmiş dedim.vamit kaybı demek ki almaya bile değmez. Teşekkürler
Kitaba dair rastladığım diğer incelemelerden bambaşka bir yaklaşım sergilenmiş. Kitaba merakım arttı ama çok uzun olmasi nedeniyle yakın zamanda okumam sanırım.
Aslında böyle düşüneceğim aklımın ucundan geçmemişti. Vedat Türkali'nin iddialı bir sözü vardı: "Bu kitabın ilk elli sayfasını okuyan bir daha elinden bırakmaz" diye, haklılık payı var çünkü ilk elli sayfaya ben de kendimi kaptırdım ancak elli sayfadan sonra durum değişiyor. Yazar eseri yazarken toplumun gelenek-görenek, kültür ve yaşantısını hiç hesaba katmamış. Kitap işçiyi savunuyor, peki, işçi kim? Halk değil mi? Bence dikkat gerektiren bir eser olmalıydı. İncelemede dediğim gibi elbette haklı olduğu taraflar var ama yeterli değil. :)
Reklam
Kitaba arkadaş tavsiyesi ile başladım. Çok güzel demişti. Uzun zamandır da listemdeydi. Başladım dinlemeye Storytelden. Yaklaşık 2saat 25 dakika dinledim ama kitap gerçekten çekici değil. Anlattığı hikaye çarpık pis ilişkiler dolu içerisini dinleyemedim. Buraya yorumlara bakayım dedim arkadaşım ne gördü ben ne göremedim diye. Ama :) benim gibi kitabı beğenmeyenlerle karşılaşınca rahatladım açıkçası
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.