Gönderi

7/10
·304 syf.··
2022 19. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2022 01:08
Kitabın günlük türünde olması daha gerçeğe yakın bilgiler edinmek açısından dikkatimi çekmişti. Öte yandan yazarı ne kadar vatanını seven bir insan olsa da bize göre düşman. Dolayısıyla bu da kitabı okuma arzumu arttırmıştı. Kitabı okumadan önce neredeyse her konu bakımından İtilaf Devletleri'nin bizden üstün olduğunu düşünüyordum. Çünkü derste gördüklerimiz, Çanakkale'ye gidince rehberin bize anlattıkları Türkler'in oldukça zor durumda olduğu, savaşacak yeterli topa, tüfeğe sahip olmadığı, doğru düzgün yemeği bile bulunmadığıydı hatta savaşacak askerlerin dahi zor bulunduğuydu -nicelik olarak ise batı bizden üstündü- . Ki doğru. Savaşları derste gerçekten aşırı teorik ve sınav odaklı gördüğümüzden savaşlara bakışım farklıydı. Başlıyor, bazı gelişmeler oluyor ve bitiyordu. Ancak günlükte olaylar anlatıldıkça bir süreçten bahsedildiği için diğer okuduğum kitaplarla da birlikte bakışım değişmeye başladı. Bazı zamanlar savaş onların lehine bazı zamanlar aleyhine ha kazandık ha kaybettik sürekli bir durum değişikliği var. Onların denizden savaşması; sevkiyatı, düşman birlikleri hakkında bilgi edinmelerini, diğer komutanlarla iletişime geçmelerini zorlaştırmış yani savaş sadece bizim için zor geçmemiş. Karadan savaşıp savaşılmayacağı gibi başka birçok mesele sürekli muhakeme edilmiş, fikir ayrılıkları ortaya çıkmış. Kaybettiklerinden savaşın onlar için de zor geçtiğini anlayabiliriz ama kitapta bahsedildiği kadar olduğunu ben bilmiyordum. Bu kitapta her yerde anlı şanlı anlatılan Türkün kahramanlıklarıyla karşılaşacağımı beklemiştim. Bazı kısımlarda buna yer veriliyor ancak bundan ziyade kitapta -bir askerin yazmasından- tahmin edilebilir ki nicel bilgiler var. Kaç silah, kaç gemi, düşman birlikleri kaç kişi vs. Savaşta ne yapsak başarılı oluruz ? Başarısızlıklarımızın sebepleri neler ? gibi kendine sorduğu soruları kendi kendine cevaplamış Ian Hamilton. Kitapta ise bir yer dikkatimi çok çekti. Farklı ırktan olup müslüman olanlar Türklerle savaşacaklarından İngilizler savaşın seyrinin değişeceğinden korkuyorlar. Kitabın bir yerinde şu yazıyor "Kalben az çok yakınlık duydukları bir düşmanla da karşı karşıya değiller. Askere defalarca düşmanın ne olduğu anlatıldı, tekrar olundu." diğer savaşlarda kaybetmelerinin nedenini aynı dinden olmalarına bağlamış bunun tekrarlanmaması için de düşmanı anlatmışlar. Savaşı kazanmak isteyen, vatansever Ian Hamilton çok bekledim itiraf edecek mi Türkleri nasıl anlattıklarını. Barbar olduğumuzdan, insanları canlı canlı yakıp bir de güzel yediğimizi söylemelerinden bahsetmemiş. Gelibolu havasının ceset kokmasından iğrenç bir hal aldığını söylediği kısım da beni etkiledi. Kitabı okurken Çanakkale'yi ziyaretten yeni geliyordum, rehber anlattığında da çok etkilenmiştim. Rüzgarın yön değiştirmesiyle ceset kokusu düşmana oldukça zor anlar yaşatıyor, savaşmaya gelen düşman birlikleri koku yüzünden geri dönüyorlardı demişti. Kitabı okurken sıkıldığımı da söyleyeceğim. Bazı yerlerde hiçbir şey olmuyor. Günlük ama tabii, akıcı olmasını beklemekte anlamsız olur.
Gelibolu GünlüğüIan Hamilton · Hürriyet Yayınları · 197223 okunma
·
99 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.