“Kadın cinselliği tek başına yaşayamayacağına ve cinsellik olayı da kadın erkek arasında yaşanan doğal bir işlev olmasına karşın kadının, bu cinsellikten suçlu, erkeğin onurlu sayılması, tanrının gözlerini kapadığı yere mi denk düşüyor acaba?”
Geçen okuduğum kitapta da aynı bunun gibi diyor ki, erkek için sevişme "ihtiyaç karşılıyor" olarak algılanıyor, kadınlar içinse utanılası bir durum olarak görülüyor. Sorunlar da bundan yayılıyor, erkek evlenmek için başka kadın bulurken, öte yandan başka kadınlar da arıyor. Çoğu kadın nişanlısının fahişeyle birlikte olmasına "ihtiyaç" diye göz yumuyor. Evlenince nasılsa gitmeyecek diyor :D Ve o erkek evlendiği kadına güya kurallar koyuyor, bunun da nedeni kendi aklınca korktuğu şey "eşinin gözünün açılmasıdır" (bilinçaltı da kendi yetersizliğini biliyor) çünkü o erkek o kadını da kendisi gibi sanıp onu aldatacağını düşünüyor :)
Böyle gelmiş böyle gider yavaş yavaş ilerliyoruz gibi algılarımızı bir kenara bırakabiliriz aslında. Kangren gibi bir şey bu kadına yönelik baskı. Biz erkek çocuklarını aslan kaplan yetiştirip, kızlarımıza ayıp kelimesini öğretiyoruz. Sonradan bilinçlenenler farkındalık yaratmaya başlıyor. Sokakta yürürken bir kadının mini eteğine bakan tanımadığımız bir adamı bile uyarsak bir adım atmış olabiliriz belki. Bu bir hastalık ve ilacı bilinçli anne-babalar.