"İlişki sayılan şeyler çoktu, ama dostça ilişki yoktu." (Sayfa 619)
Anna KareninaLev Tolstoy
~KENDİMCE~
Samimiyetsizlik çağımızın en büyük problemlerinden biri. Televizyonlar, telefonlar, internet... ise bunun en büyük sebeplerinden biri. TV kanallarındaki programlar, sosyal medyalardaki videolar, fotoğraflar; hep sahtelik içeriyor, yapmacıklık akıyor. Konuşmalar, davranışlar, bakışlar... hepsi yalan, düzenbazlık dolu.
Sonuçta; bu araçları kullanan insan ve oraları da kendinde olan özelliklerle donatıyor. Hayatın her yerinde, her alanında yaptığı ya da bulundurduğu davranışları iletişim araçlarına da dahil ediyor. Siyaset, eğitim, spor, iş... Hayatın bütün alanlarında samimiyetsiz ilişkiler çok fazla. Kime inanmak gerektiği, kime güvenmek gerektiği anlaşılmıyor, bilinmiyor. Doğrular belli değil, gerçek ortada yok.
İletişim, kolaylaştığı için arttı. TV, telefon, internet... gibi çeşitli iletişim araçları, teknolojik gelişmelerin ilerlemesiyle ortaya çıktılar. Bunlar aracılığıyla dünyanın herhangi bir yerindeki kişi ile anlık iletişim kurulabiliyor. Bu sebeple; ilişki sayılan şeyler çoğaldı ancak samimi, dürüst, doğru, gerçek ilişkiler ise aynı oranda azalıyor. Ters orantı işliyor.
Bu platform ve teknolojilerle birlikte, bilgiden kaynaklı fikirlerden ziyade; yönlendirilmiş, kitleselleştirilmiş, koşullandırılmış; sistemin devamı için gerekli "oluşturulmuş" bilgi üzerinden fikir dünyası inşa ediliyor. Ve etkileşimin boyutlarının devasılığı nedeniyle fikirlerin kökünü teşkil eden bilgilerin doğruluğu pek sorgulanmıyor bu da her konuda bilgi sahibi olmadan fikir oluşturan ve satanların olduğu absürt bir dünya şekillendiriyor.
Tüketmek sadece gıdada, giyimde, elektronik araçlarda değil bilgide de en büyük özelliğimiz haline geliyor. Bilgi tüketicisiyiz. Ancak dediğiniz gibi, bu bilginin doğruluğunu tespit etmek için uğraşmıyoruz. Bunun sebebi de sürekli tüketmeyi seçmemizdir. Bilgi çerez haline geldi bizim için. Gıdayı, giyimi üretmek nasıl emek gerektiriyorsa bilgiyi üretmek de, onu araştırıp doğruluğunu tespit etmek de emek gerektiriyor. Ancak kimse yorulmak istemiyor. Ne bedensel ne de zihinsel. Gittikçe pasif canlılar haline geliyoruz, kitlesel olarak.
Aşk, çikolata, beğeni aynı hormonları salgılatıyormuş. Beğeni elde etmek için kişilerin oyun hamuru gibi kendilerini sürekli dış tepkilere göre şekil verme çabaları bundan olsa gerek. Endorfin sen nelere kadirsin:) Fıstık için insanları bile maymunlaştırdın. Evrim tersine mi döndü nedir?
Uzun zamandır görmeyi beklediğim ileti. Tek kusuru samimiyetsizlikle kalmayan modern hayat, anlamaktan kaçan, sosyallik adı altında boş vakit öldüren, çoğunluğun fikirlerini eleştirmeden doğru kabul eden ve bir gruba dahil olabilmek için sahte davranışlar sergileyen figürler ile işgal edildi. Eskilerin ulaşmak için çırpındığı bilgi faaliyetlerine artık parmak ucundaki telefondan bile ulaşmaya aciz olundu. Sonuç: Popülist söylemlerle kitleleri zevke getiren siyasetçiler ve popülist fikirlerle yaşamaya adapte olmuş cemiyet. Tek fark; ilki farkında olarak, ikincisi de farkında olmadan birbirini besliyor.