Puan vermedi·200 syf.····Okunma: 13 Mayıs 2022 10:25 İlk kez 1913 yılında yayımlanan bilimkurgu türündeki Rüyada Terakki edebiyatımızın ilk islami ütopyası sayılıyormuş. Ben daha önce denk gelmemiştim. Merak edip aldım. Benim için farklı bir okuma oldu. Çünkü daha önce bu türde bir kitap okumamıştım. Dinle harmanlanmış bilimkurgu diyebilirim. Rüyayla başlayan bir roman. Nazım rüyasında dedesiyle birlikte zaman yolculuğu yaparak 400 yıl sonranın İstanbul'una gidiyorlar. Nazım'ın bu yolculuğuna din, ahlak, teknoloji, savaş, Osmanlı konuları çerçevesinde bizde tanıklık ediyoruz. Kitabın başında kendi kendime insan gördüğü rüyayı, zamanda yolculuğu nasıl garipsemez diye sordum çünkü Nazım büyük büyük büyük dedesiyle karşılaşıyor ve hiç garipsemeden kendi dönemiyle ilgili sohbete başlıyor. Asıl şaşırdığı ise zamanda yolculuk sonrası İstanbul'un maddi manevi Terakki ( gelişme, ilerleme) etmiş olmasıdır.
Kitabın ana fikri Osmanlı'nın geçmiş hatalarından ders alınması ve İslami bir düzenin kurulmasıyla dinin doğru anlaşılıp hayata geçirilmesidir.
Kitapta bir çok nokta dikkat çekiyor lakin benim en çok dikkatimi çeken ise. Kadınların konumlandırılışı oldu. Kadınlara çok büyük haklar tanınmış gibi gösterilmiş. Lakin kadınlar ve erkekler toplumda kesinlikle bir araya gelemiyor. Erkekerin çalıştığı saatlerde sokağa çıkmaları yasak.Şehirde sadece öğlen 2.50 saatlik bir zaman diliminde dışarı çıkabiliyorlar. Bu özgürlük gibi yansıtılmış. ( Tartışılır bir konu yazarın dönem zihniyeti ile alakalı olabilir.)
Evlilik konusu ise ayrı ele alınmalı. Kadın erkek birbirini görmeden kağıt üzerinde yazılı olan karakter, şartlar, maddi, manevi durumlara bakarak yazılanlar kendilerine uygunsa evliliğe karar veriliyor. Üstelik bu kağıtlar şehirde elden ele dolaştırılıyor.(?) Bu durumu pek kabul ettiğim söylenemez.
Kitap roman türünde ele alınmış lakin ben okuduktan sonra roman olmadığını düşündüm. Daha çok ütopya anlatısı gibi. İçindekiler kısmında da " elden geldiğince her ilimden her fenden bahseden eğlenceliz faydalı bir kitaptır." Diyor. Ki çevirmen Engin Kılıç da podcast sohbetinde siyasal İslamcılık çerçevesinde ütopya anlatısı olduğunu söylüyor.
Bu ütopya sadece müslümanların olduğu bir ütopya, garson yok, itibar puanı, uyku aleti, devasa binalar, canlı fotoğraf makineleri, ileri düzey teknoloji, çocuk devletindir anlayışı... Yolda durmak yasak daima sağ taraftan yürümelisin, çay,nargile,kahve, eğlence, yalan yasak, ki ihlali hapise neden olabiliyor ya da itibar puanı düşüyor.
Kitabı sevdim mi ? Evet sevdim ideal toplum düzeni nasıl olmalı, İslamiyet doğru uygulanırsa nasıl modern bir toplum oluşur sorularına cevap veriyor. Ayrıca aile, ahlak, din, gibi konular üzerinde düşünmemi sağladı.