Son-Suz
Yeryüzünde gezinirken sayısız isimle karşılaşırdık fakat bunların çoğunu görmezden gelirdik.Yalnızca işimiz düştüğünde ya da canımız sıkkın olduğunu bir anda odaklanma gereksinimi duyduğumuz bir uğraş aradığımızda dikkatimizi çekerlerdi.
Korku en güçlü duygudur, aşkan bile daha güçlü.
Karakterimiz enver birgün bir mektup alıyor uzun bir süredir sevgili olduğu kadından ayrılık haberi, ve kendini daha önce yapmadığı işlerle meşgul ediyor sinemaya gidiyor bara gidiyor cıkışında yolda yürürken bir çocuk onun önünü kesiyor ve para istiyor boğuşurken çocuğu düşürüyor etrafında kan görüyor olay yerinden kaçıyor çocuğun durumunu bilmediği halde ertesi gün bütün gazetelere bütün radyo kanallarını takip etmeye başlıyor ve hükmü veriyor. Katil olduğunu ve insanların onun peşinde olduğunu düşünüyordu. Arkadaşlarıyla görüşmüyor gerçekliği ve rüya halini karıştırması psikolojik olarak insanın yetersizliğinden kaynaklı problemlerini çözümleyemiyordu.. Çok düşündü ve bir karar aldı. Sonucu ise bu öyküde okuyabilirsiniz..
İkinci okuduğum hikaye ise;
Aşkı ve kaderi anlatıyor..
Karakterin girdiği bir sahaftan aldığı kitapla başlayan kurgumuz yıllar önce nenesinin aşıl olup kavuşamadığı ve adamın yıllarca kadından uzak durmaması etrafında olması ile ilgili olsa da karakterin sahaftan aldığı kitaptaki ve kitabı veren adamın söyledikleri sözlerden sonra olan garip olaylar silsilesi ile devam ediyor..Kitabı kaybetmemesi ve kimseyle içindekileri paylaşmamasımı tembihleyen sahafın dedikleri akıl işi değildi.
Öyküde kadınların giyim kuşamını da konu alan toplumsal bir sorun olduğu zihniyet yapısınada değinilmiş bazı yerlerinde ders çıkarılası notlar olduğunu da belirtmek isterim ..