Gecenlerde dershaneden bir hocam etüt sonunda masama gelip origamiden yaptığı küçük bir kurbağacığı bıraktı önüme. Al bunu hak ettin dedi. Ama ne yaparak hak ettim söylemedi. Sanırım tam da bir şeyleri hak ettiğimi artık başkası tarafından duymaya ihtiyacım olduğu bir andaydım. Senelerimi her öğrenci gibi sıralarda dirsek çürüterek geçiren biri olarak söylüyorum ki şu hayatta en fazla zorbalığı belki de hocalarımdan gördüm. Nefrete açık hedef tahtası olarak gördükleri beni çok kez yaralamayı başaran ve beni tatsız bir yolla büyümeye sevk eden insanlar karşısında o kurbağa bana çok iyi geldi. Bunun farkındayım. Aslında bu yazıyı yazmaya başlama amacım o kurbağacığı kaybetme korkumdandı. Olur da bir gün kaybeder ve unutursam diye. Yazdıklarımın kalıcılığına güvendiğimden beri bazı eşyaları kaybetmekten eskisi kadar korkmuyorum. Yine de kurbağanın benimle kalması tercihim tabi.