''Sevgili çocukluğum, sana hayal kırıklıklarını hediye ediyorum. Bu kitap senin için... Artık büyüdün.''
Kitabı açtığınızda bu cümle karşılıyor sizleri... Cümleyi okur okumaz gözlerim buğulandı. Dakikalar geçti ama ben bir türlü sayfayı değiştiremedim.
Kitap için herkes okumalı diyemem. Bunun nedeni bencilliğim. Ama yine de sizlere kitabı, kitabın bana neler hisettirdiklerinde bahsetmek istiyorum.
Kitap çocukluğundan yara almışlara ithaf edilen bir kitaptı. Ve bunu sonuna kadar hisettirdi. Karya ve Karan ile her satırda yaralar kanayıp durdu, sonra yazarımızın her satırı ile sanki o yaraların yerini biliyormuş gibi iyileştirmeye çabaladı. Kitabın bana hisettirdiği tam olarak buydu ; şefkat, bir sarılış, bir çaba... Cemal'e bu yüzde bir teşekkür borçluyum... Tekrar beni Sezen Aksu ile barıştırdığı için, bu şefkat ve daha pek çok şey.
''Sezen Aksu susmuştu.
Keşke Sezen Aksu susmasaydı.''
Artık hep sezen aksu çalıyor. O radyoda çalan şarkıları ile o bomboş oda da sesi yankılanıp duruyor..
Daha önce yazarın yazım tarzından haberdar değidim. Ve ilk kitabı olunca acemilikler bekledim. Fakat daha ilk sayfa ile bu kitapta acemilikler görmeyeceğimi anladım. Fazlası ile pos-itlediğim yerler oldu. Öyle ki paylaşmaya kıyamadığım alıntılara denk geldim...
Kitap sizi çocukluğunuza yaralarınıza döndürüyor, yaralarınızı sarıyor, şefkate boğuyor, zaman zaman kanatıyor, sonunda ise sizleri büyütüyor.
Kitabın konusuna özellikle değinmedim. Bazen öyle, hiç konusunu bilmeden bir kitabın sayfalarını karıştırmak iyi geldiğine inanırım, insanın ruhuna.
Yaralarını sarmak isteyen herkese öneririm...
Keyfli okumalar...