aşkından öldügünüz çocuğa bi siir hediye etseniz hangi siir olurdu
Anket
··1 alıntı·
2.399 Gösterim
9 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bana verdiğin mutluluğu Paylaşacak kimsem yok Sevincimi içimde Ve yalnız taşıyorum. (Biliyorsun ya Susarak yaşamak zorundayım seni) Bu yüzden gecelere ve sözcüklere Bölüyorum ağırlığını Yüzünü gözbebeklerime çiziyorum Kırık kalemleriyle kirpiklerimin Baktığım her yerde seni göreyim Ve eksilmesin diye imgen Uykularımda bile Ömrümün evinden Sır vermez derininden kalbimin.
Görebilecekmişiiz.
Sen bende neleri öpüyorsun bir bilsen Herkesin perde perde çekildiği bir akşam Siyah bir su gibi yollara akan yalnızlığı öpüyorsun. Ağzında eriklerin aceleci tadı Elleri bulut, gözleri ot bürümüş ekin tarlası Bir çocuğun düşlerine inen tokadı öpüyorsun. Yağmur her zaman gökkuşağını getirmiyor Aralık kapılarda bekleyişin çarpıntısı Bir kadının eksildikçe ömrüme eklenen Uzun gecelerini, solgun gövdesini öpüyorsun. Uzak dağ köylerine vuran ay ışığı Kerpiçlerden saraylar kuruyor yoksulluğa Ne suların ibrişimi ne gökyüzü ne rüzgâr Sen bende gittikçe kararan bir halkı öpüyorsun. Sakarya Caddesi'nde sarhoşlar Rakıyla buğulanmış kaldırımlarına gecenin Yüksek sesle bir şeyler çiziyorlar. Yalnızlık her koşulda bir sığınak bulur, diyorum Uzanıp dudağımdaki titremeyi öpüyorsun. Örseler acıyla düştüğü yeri Susarak büyüyen adamların sevgisi. Ağzında pas tadıyla bir inceliği söylemek Bir gülünç içtenliktir, gecikmiş ve ezik Sen bende yanlış bir ömrün tortusunu öpüyorsun. İnsanın zamana karşı biricik şansıdır aşk Onca kapı onca duvar içinde bulur aynasını. Sen bende neleri öpüyorsun biliyor musun Herkesin simsiyah kesildiği bir akşam Yıldızlarla yedi renk gökyüzünü öpüyorsun. Sen bende, gözlerinin anne ışığıyla Bir solgunluktan doğan kocaman bir çocuğu öpüyorsun.
Bezm-i hamam edelim Sürtüştürem sana ben Kese ile sabunu Rahat etsin cism-i can Lal-ı şarap içirem Islatarak geçirem Parmağına yüzüğü Hatem-i zer dirahşân Eğil de bir sokayım İki tutam az mıdır Lale ile sümbülü Saçına ey nevcivan Diz çökerek önüne Ilık ılık akıtam Bir gümüş ibrik ile Destine ab-ı revan Sen salınıp giderken Ben ardından sokayım Eteğini beline Olmasın çamur aman Kulaklarından tutam Dibine kadar sokam Sahtiyandan çizmeyi Olasın yola revan Öyle bir sokayım ki Dışarda hiç kalmasın Düşmanının bağrına Hançerimi na-gehan Herkese vermektesin Bir de bana versene Avuç avuç altını Olsun kulun şadüman Sen elinle tutmadan Ben ağzına vereyim Yeter ki sen kulundan Lokum iste her zaman Sen her sabah gelesin Ben VEHBİ’ye veresin Esselamünaleyküm Ve aleykümselam Sözlük: 1- Bezm: Topluluk, toplantı. 2- Cism-i can: Cisim olan can. 3- Lal-ı şarap: Kırmızı şarap 4- Hatem-i zer: Cömertçe sunulan altın 5- Dirahşân: Parlak, parıldayan 6- Nevcivan: Yeni civan, genç. 7- Dest: El 8- Ab-ı revan: Akar su. 9- Sahtiyan: Cilalanmış deri. 10- Revan: Giden, akıcı. 11- Na-gehan: Birden bire, aniden 12- Şadüman: Bahtiyar, sevinçli.
zeynep
Gönderi Sahibi
eyvallah ustam gönderdim yanıma geliyor şuan
#140464765 Kesin işe yarar bu
chopin'in cenaze marşı çalınıyor, ölüler ayağa kalktı. görüyor musun? şu soldan ikinci benim. senin yüzünden öldüm. şimdi seni getiriyorlar karanlığıma, ağlıyorum. biraz sev beni, gül biraz, yaklaş biraz, seni affediyorum.
Reklam
zeynep
Gönderi Sahibi
ozellikle ela ve hibe okusun bu iletiui ya