8/10
·232 syf.··
2022 20. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 21 Mayıs 2022 17:40
Çok etkileyici bir kitap oldu benim için. Bu ayın başında “All About History “ dergisinde “Leningrad Yamyamları” isimli bir yazı okumuştum. Yazının içeriğinden ve neden kitapla beraber beni etkilediğini aşağıda (yorumda ) anlatacağım. Kitap distopik kabul edilmiş. Covid salgınından önce yazılmış bir kitap. Bir virüs sebebi ile tüm hayvanlar tehlikeli sayılıyor. Çünkü bu virüs yüzünden hayvanların, insanlara saldırıp öldürdüğü iddia ediliyor. Tüm hayvanları katlediyorlar. Sadece kuşlar sağ kalıyor ama onlardan korunmak içinde şemsiyeler var. Bir süre sonra et ihtiyacını karşılamak için “özel besi” eti yenebilir propagandası başlıyor. Bir geçiş dönemi ile birlikte bazı özel insanlar hayvan gibi yetiştiriliyor, ses telleri kesiliyor. ( Bu özel besi için harcanan teknoloji ile o hayvanlar virüsten kurtarılamaz mıydı? Nüfusu azaltmak için mi bu yapıldı kısmı sorgulanıyor ) Kahramanımız Marcos Tejo ülkenin en iyi özel et kesim merkezinde patronun sağ kolu. İşinin en iyisi. Ama o bu yapılanlara dayanamıyor. Et yemiyor. Babasının özel bakım evi ücretini karşılamak için orada çalışmak zorunda. Onun gözünden süreci, yaşananları, kendi aile sorunları işleniyor. İnanılmaz tasvirler var. İlk başlarda yavaş ilerliyor derken birden elinizdeki kitap bitmiş. Mideniz kalkıyor ama okumadan da olmuyor. İşin en kötüsü bu yazılanlar benim için distopya değil. (Hatta av merkezinde yaşanan bazı olayların gerçek hayatta yaşandığı iddia edilmişti.) Hayatta olmaz diyemiyorum. Belki uzak gelecekte yaşanabilir. Bence okunması gereken, çok başarılı bir kitap...
Korku-Gerilim
Leziz KadavralarAgustina Bazterrica · Çınar Yayınları · 20202,442 okunma
·
198 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Bettul
Gönderi Sahibi
Naziler hakkında birçok şey okudum, seyrettim. Nasıl insanlık dışı işkenceler, ölümler yaşandığını az çok biliyordum. Ama Leningrad kuşatması hakkında bazı şeyleri ilk kez duydum. Naziler kuşatma başlattığında tüm tarlaları,su kaynaklarını, marketleri vs bombalıyor. Besine ulaşacağı her kanalı yok ediyorlar. Şehirde ciddi bir kıtlık başlıyor. Sadece karneyle ekmeğimsi bir şey veriliyor.İnsanlar açlıktan ölmemek için aklımıza gelecek herşeyi yiyorlar, çimenler, duvar kagıdı zamkı, domuz derisi kemer , sokaktaki kedi köpek. Sıra evcil hayvan değiş tokuşuna geliyor. Çünkü insanlar kendi evcil hayvanını yiyemiyor. En son ölen kişilerin organları kayboluyor, yada mezardan çalınıyor. Çünkü bir ceset herseyiyle bir aileye haftalarca yetiyor. ( Görünüşü dana etine, tadı ise domuz etine benziyormuş) Bir şekilde yanyamlık başlıyor. İki çeşit yamyamlık var. Biri ölüleri yemek diğeri ise öldürüp yemek. Etler karaborsaya düşüyor. Sürecin sonunda Ruslar Leningrad’ı kurtarınca mahkemeler başlıyor. Ve asıl ilginç istatik ; herkes hükümlülerin daha çok karıştığını tahmin ettiği suçlarda sadece 18 ‘ini suçlular işliyor. Ve büyük yüzde, küçük çocuklu annelerin yamyamlık yaptığını gösteriyor. Bunu okuyunca kahrolasıca empati duygumla ne yapardım diye düşündüm baya baya. Bir çocuk annesi olarak , oğlumun açlıktan ölmesindense sanırım bende karaborsa et alırdım. Cinayet asla işleyemezdim ama sanırım eti alırdım. Büyük paradoks :( (Bu arada bir sürü birlik, dayanışma ve kahramanlık hikayeleri de var bu kuşatma da, insanların tanımadığı kişilerle br dilim ekmeğini bile bölüşmesi gibi , bu yaşanan ise unutulması tercih edilen, tozlu arşivlere kaldırılmış kötü bir olay... Belki üstüne bu kitabı okumasam benim için bu kadar etkileyici de olmazdı.)