Ali Şeriati; eserinde İslam a tabi olanları; itikadi ve ameli boyutlar açısından tevhid, cihad ve hactan ibaret olarak gördüğünü belirtiyor. Kur’an’ın; insanların,sadece ölülerin ruhlarına gönderilen bir dua kitabı mahiyetinde bir siyaset malzemesi olarak kullanıldığından şikayette bulunuyor. Ve Kur’an’ın İslami ilimler öğrencilerinin raflarını işgal ederek bir terk edişe bırakıldığını belirtiyor. Yani aslında Kur’an’ın ölüler için değil de canlılar için inzal olduğunun önemini vurgulamak istiyor. Gerçi ben kendisinin bu görüşünü, islami ilimler öğrencileri üzerinden genellemeye vurmasını yanlış görüyorum. Bu genellemenin daha çok halk tarafından gerçekleştirildiğinin kanaatindeyim. Sonuç olarak öğrenciler en azından Kur’an’ı araştırmak açısından öğrenci olarak da olsa bir girişimde bulunmuş durumdalar. Fakat belki öğrencilerin öğrendiklerini halkla paylaşımlarında eksik davranmaları ve bu konunun önemini gerçekleştirememeleri konusunda kendileri haklı olarak eleştirilebilir ki bu noktada halk, Kur’an’ı sadece, insanlar öldüğünde arkalarından okuma gereksiniminde bulunacaklardır. Bunun akabinde;
“Bir aydın, kendi halkına karşı; bir müslüman, imanına karşı sorumluluk duygusu taşır. Bir müslüman aydın ise iki yönlü bir sorumluluğa sahiptir. O, hem imanının, aşkın değerlerinin başkalaşımından hem de halkının çöküşünden ıstırap duyar.” cümlesi anlamını ortaya koyuyor.
Kur’an’ın hayatımızda yer etmesi gerçekleştiğinde o vakit, tevhidin de ve diğer kavramların da beyinlerde gerçek karşılığını bulacağını belirtiyor. Peygamber sav in kişiliğini ve hayatını kaynaklardan incelediğini ve onun yaşadığı yerlere yaptığı seyahatlerle de öğrendiklerini pekiştiriyor ve okuyucularının da aynı şeyleri yapmaları konusunda önerilerde bulunuyor.
Ve haccın yapılışını ve felsefesini kavramak için “Mîad bâ İbrahim [İbrahim'le Sözleşme]” adlı kitaba değiniyor.
Ve “Menasik” kavramının içerisinde çok fazla anlam barındırdığını ve kelimenin özellikle“hac menasiki” olarak birlikte geçtiğini, çünkü haccın adabına ve yapılacaklara özel bir kelime olduğunu belirtiyor.
“Namaz; "ruhun, evrenin manevî merkezine, varlığın büyük mabûd ve maşukuna doğru yaptığı gezinti"; Victor Hugo'nun ifadesiyle "küçük bir sonsuz"un, "büyük bir sonsuz" karşısında duruşudur.” diyor.
Hacc, "Müteşabih bir hüküm"dür. Yani bâtının içinde çok boyutluluk içerir diyerek Haccın içerisinde barındırdığı sembollerin arkasındakileri derinlemesine hissederek ve bunları ayetler ve kavramlar ışığında ayrıntılı olarak kendisinin ve okuyucusunun ruhunu doyururcasına anlatıyor. Bir nevi; eseri okurken hacca gitmeden, uzaktan da olsa haccı yaşamış gibi hissedebilirsiniz.
Eğer hacca gitmeye niyetlendiyseniz veyahut hacca gidecekseniz; hac konusunu diyanet yayınlarından okuduktan sonra haccın boyutunu çok yönlü idrak edebilmek açısından ayrıca Ali Şeriati nin bu eserinden de okumanızı önerebilirim.