·224 syf.··Beğendi
···Okunma: 29 Mayıs 2022 17:32 Yazarı Selahattin Enis, edebiyatımızın *Emil Zola'sı*... Yakın çevresinin mizaç olarak ağırbaşlı, sakin, munis bir insan diye tanıttığı Selahattin Enis, yazar kimliğiyle oldukça öfkeli, hınçlı ve karamsar olarak değerlendirilmiş. Gençlik dönemlerinde romantik eserler verirken olgunluk döneminde dili ve üslubunu oldukça sertleştirmiştir.
Realizm etkisinde kalan yazar bu en ünlü romanında, sosyetenin, zenginlerin, vurguncuların, edebiyatçıların, gazetecilerin ve üst düzey devlet adamlarının sefahat içindeki yaşamları ile cephelerden sakat ve hasta dönen erler ve sefalet içinde yaşayan halkın yaşantısını anlatmıştır. Anlattığı dönem 1914 -1916 yıllardır. Selahattin Enis, yaşadığı zamana tanıklık etmiş, özellikle İkinci Meşrutiyet sonrası toplumdaki siyasi, sosyal, kültürel zeminlerde baş döndürücü bir hızla meydana gelen büyük değişimleri, savruluşları gözlemlemiş bir yazar olarak, gördüklerini kendi penceresinden ve kendine özgü bir tarzda dile getirmiştir. Aydın, edebiyatçı, gazeteci, bürokrat ve sonradan görme tüccar gibi her meslekten insanın iç dünyasını, hayat felsefesini, kadına ve kadının toplumda değişen statüsüne bakışını dile getirmiş olması da toplumsal tarih açısından ayrıca değerlidir.
Kitabı başta Sergüzeşti Fitnat diye yazmış sonrasında ise *Zaniyeler* adıyla değiştirmiştir. Kelime anlamı "zina eden kadınlar, fahişeler" demek. Bir dönemi bir kadının günlüğü üzerinden anlatan yazar, gerçekleri dile getirmekte sert ve keskin üslbu nedeniyle mimlenmiştir. Eseri yıllarca yasaklanmış, edebiyat çevrelerinde görmezden gelinmiştir.
Kitabın kahramanı Fitnat, başta ailesinin zoruyla mutsuz bir evlilik yapar ve Konya'da yaşar. Sonrasında ise rahatsızlanıp İstanbul'a dönünce teyzesinin etkisinde kalıp eğlence hayatına dalınca eşinden boşanır. Sonrasında ise uzun süre metres hayatı yaşar. Kitap onun yakın çevresindeki kadınları, savaş dönemi İstanbul'unu, eğlence hayatını ve tüm çıplaklığıyla o dönemi anlatır. Başlarda çok akıcı ve şiirsel bir dil kullanan yazar, ortalarda acı gerçekleri yüzlere çarpar. Bir *dönem romanı* da diyebileceğimiz kitap, *kadın, aşk, sevgi, aile, mutluluk, vatan sevgisi* gibi kavramları da güzel işlemiştir. Cinsellik ve erotizm yok denecek kadar azdır. Yazar vatanını satmanın, vurgunculuğun, adaletsizliğin vücudunu satmaktan çok daha büyük günahlar olduğuna gönderme yapar. Bir dönemi tanımak, o dönem kadının hayatını ve insanların mutluluk algılarına bakmak için kesinlikle okunması gereken bir roman.