1000Kitap Logosu
Resim
380 syf.
·
8 günde
·
Puan vermedi
Dar Zamanlar-2
DİPÇE : Bir Düğün Gecesi,  genel ifadeyle ülkenin 12 Mart sonrasını,  Ağaoğlu'nun propagandadan uzak üslubuyla, toplumsal ve politik olarak masaya yatırdığı bir dönem romanıdır. Romanın gerçek zamanı ve mekanı yine "dar" biçimde seçilmiş, karakterlerin belleği aracılığı ile  çoğaltılmış unsurlardır. Zaman birkaç saatlik düğün merasimidir. Zamanda gezintimizi,  özellikle anlatıcı, ilk romandan bildiğimiz Aysel'in kocası Ömer'in bilinciyle tüm karakterlerin zihninde dolaşmakla gerçekleştiririz. Bu teknik modernistlerin sıkça kullandığı, bizim romanımızda ise  yeni yeni sunulan bir tekniktir. Çoğu kez okuru diri olmaya çağıran,  karakterden mi  yoksa Ömer'in zihninden mi duyulduğunu ayırt etmekte zorlandığmız seslerdir bunlar. Mekan ise Anadolu Kulübüdür. Bu mekana dair bildiğimiz; 1926 yılında  ATATÜRK’ün emir ve direktifleriyle Bakanlar Kurulu tarafından kurulan ve başka bir örneği olmayan bir dernek salonu olmasıdır. Mekanın özellikle seçimi , romanda birkaç kez vurgulanması ironik bir yaklaşımdır. Kuruluş yıllarındaki saygınlığının aksine; 70'lere kadar yaşanmış siyasal ve toplumsal çeşitlenmeler sonucunda, salonun ruhu  yozlaşmış, bürokratların ve halkın harmanlandığı bir gösteriş mekanına dönüşmüştür. Romanda gerçek mekan bu salondur.Özellikle Fransız edebiyatında ( Balzac ve Proust'ta ) rastladığımız "salon" tablosu  ile bir toplum panoraması çizimi, Türk edebiyatında da modellenmiş, bu salona toplumun her kesiminden fertler yerleştirilmiştir. Bu yönüyle de esere bir nevi karnaval görüntüsü verilmiştir. Bahsi geçen düğün asker-burjuva ortaklığının simgesi Tümgeneral babanın oğlu Ercan ile zengin iş adamı İlhan'ın  kızı  Ayşen'in düğünüdür. Bu bir mühim temel atma törenidir!  Törene katılanlar ve katılmayanlar üzerinden bireysel ve toplumsal yaraların kabuğunun kaldırıldığı bu eserde,  sıcak bir sızının dolaştığını duyumsarız. Yazar, genel olarak siyasetin sekter yapısına getirdiği eleştiriyle, sol grubun kendi içindeki psikolojik yapıyı açık etmiştir. Bu anlamda göz ardı edilemeyecek güçte ve güzellikte bir eser olduğunu belirtmek gerekir. Aysel'in küçük kardeşi Tezel, Aysel kadar kadın kimliği ile  var olma mücadelesi vermemiş hatta bu süreçte ablasının ve eniştesinin desteğini almıştır. Tezel ressamdır. Yazar, Tezel karakteri ile toplumun sanatçıya bakışından ziyade devrimci cenahın sanata ve bilime bakışını işlemiştir.Tezel de devrimci ve sanatçıdır geçimini de sanatıyla kazanmaktadır. Buna karşın ilk ve acılı tokatı devrimci bir kızın elinden tadar. Sanat galerisinde, neden işçilerin acısını çizmiyorsun, diye tepki alır. Bundan sonra Tezel ikinci travmasını , yurt dışına önemli bir bilgi götürmek üzere seçildiğinde; hem neden kendisinin seçildiğini anladığında hem de yurt dışında karşılaştığı ehven tutumda yaşar. Böylece yazar, devrimin  kendi içinde nihilizme kayan çocukları doğurduğunu resmeder. Tezel'in yaşam leitmotifi " intihar etmeyeceksen içelim bari" nin temelinde bu dönüşüm yatar. Aynı travmaları bilim adamı Ömer'in dünyasında da görürüz. Ömer de gözaltından kısa sürede kurtulmanın acısını,  sol grubun iğneleyici göz artlarında  yaşayacaktır. Yapının müphem ve alıngan tavrı, Ayşen'i (İlhan'ın kızı) de etkileyecek ve bu süreç onu bu salona ;  kırgın ve dağılmış bir gelin oluncaya dek  sürükleyecektir. Eserde boşa atılmış tek kurşun yoktur, her karakter her cümle her iç çekiş, en üst kademeden en alta kadar bir gönderme içermekte aynı zamanda hemen her bireyde  olamamışlığın sancısını da hissettirmektedir. Serinin ikinci kitabı;  siyasi mağdur kahramanlıkları yerine başta aydınların dünyasındaki kimlik  zedelenmesine odaklanması yönüyle benzerlerinden ayrılmaktadır.
Okuyacaklarıma Ekle
110
Beğeni
3
Paylaşım
Sırala
Zaman ayırdığınız için ben teşekkür ederim. Çok güzel ifade ettiniz ülkemiz, insanımız neler yaşamış! Sadece kişilerin değiştiğini, tablonun aynı kaldığını görmek de ayrı bir konu maalesef
3 Beğeni
Yanıtla
Çok emek verilmiş, kapsamlı ve çarpıcı incelemeniz için teşekkür ederim. Çok küçük yaşlarda okuduğum ve o zamanki çocuk aklımda küçük bir Anadolu kasabasında kendi çevremde gözlemlediğim "düğün manzaralarına" bir türlü benzetememekle sürekli aklımda kalmış bir eserdir. Daha sonraki zamanlarda tarih bilincimiz artıkça aslında canım ülkemizin ne şanssızlıklar ne badireler yaşayarak bu durumlara sürüklenmiş ve kendi evlatlarının nasıl birbirinden uzaklaştırılmış olduğuna dair dramların aslında canlı bir örneği de sayılabileceğini gördüğüm bir eser olmuştu benim içinde...
9 Beğeni
Yanıtla
Harika bir inceleme olmuş Can o salon ve orada bulunanlar ülke panoramasını çok güzel vermiş bugünde çok bir şey değişmediğini görüyoruz.
3 Beğeni
Yanıtla
Çok başarılıydı gerçekten. Bu konuda çok iyi tespitler yaptığını biliyorum, bazı yerleri konuşmak üzere belirledim.Teşekkür ederim can😘
1 Beğeni
İşte beklediğim inceleme geldi. Kalemine, emeğine sağlık arkadaşım sen hep yaz daima yaz 😊 bu yılın en iyileri arasında yerini alan muazzam bir eserdi. Çok keyifle okudum. Bakalım seriyi nasıl tamamlayacağız...
2 Beğeni
Yanıtla
Teşekkür ederim canım benim. Birlikte okuduğumuz ve konuştuğumuz için mutluyum. Son kitabın merakı iyice sardı 😃
1 Beğeni
Okuma listeme eklemiştim, yalnız incelemenizi okuyunca aşırı bir heyecan ve merak dürtüsü yerleşti içime,hemen bugün başlamak gibi bir ihtiyaç hissettim.Elinize sağlık, çok faydalı ve başarılı bir inceleme olmuş.
1 Beğeni
Yanıtla
Çok teşekkür ederim keyifle okuyun siz de.