Ne okudum ben ?
Yine evde okunmak için yalvaran onlarca kitap olmasına rağmen gidip Goodreads’de bu kitabı görüp okumaya başladım dostlar. Bir iki gün önce The Bad Guy’ı okuyup baya beğenmiştim bu yüzden Stockholm Sendromu konulu kitaplara merak saldım, Goodreads’de de bu kitabın önerildiğini görünce bir şans vermek istedim ama kitap o kadar kötüydü ki ekrana saatlerce boş boş baktım sırf sonunda ne olacak diye hızlı hızlı geçtim çoğu yeri.
Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse ;
Nora adlı salak kızımız arkadaşlarıyla 18. yaşını kutlamak için bir gece kulübüne gidiyor ve burada da eğlenirken bir anda gözleri Julian ile kenetleniyor ama ne kenetlenmek. Aralarında neredeyse hiçbir şey geçmemesine rağmen Nora’cığımız bu adamı unutamıyor ve adam bu sefer de kızın mezuniyetine geliyor. Orada da aralarında ne bir diyalog ne de herhangi bir şey geçiyor ve bir sonraki sahnede adamın Nora’yı kaçırıp kendine ait bir adaya götürmesine atlıyoruz direkt. Sözde stockholm sendromu ayağına Nora oracıkta Julian ile birlikte oluyor. Benim bildiğim Stockholm sendromu böyle bir şey değil ama neyse. Bu olurken Nora’nın hiçbir şekilde rızası yok ve hepimiz buna ne dendiğini gayet iyi biliyoruz. Julian rıza almadan Nora ile cinsel ilişkiye girmeye devam ediyor, Nora’yı evde hapis tutuyor ve sevdiklerine zarar vermekle tehdit ediyor. Yazar böyle bir adamı sevmemizi mi bekledi hiç anlamıyorum ve buna rağmen Goodreads’de bu adama ölüp bitenleri gördüm. Yazarımızın bu adamın iğrenç davranışları için bir bahanesi yok mu ? Tabiki var. Meğersem adam zor bir çocukluk geçirmiş ve babasının uyuşturucu karteli içinde çok küçükken katil olmak zorunda kalmış. Peh peh peh
Eğer Stockholm Sendromu temalı veya Obsessive Boyfriend tarzı bir kitap okumak istiyorsanız The Bad Guy’ı öneririm bu saçmalığa başlayıp vakit kaybetmeyin.