9/10
·328 syf.··
Beğendi
·
2022 3. kitabı
·
25 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2022 20:39
“Ya Rapunzel’in annesi yanlış çiçekten yapılmış iksiri içseydi?” What Once Was Mine, Liz Braswell’in kaleminden çıkan, Disney’in Twisted Tale serisinin basılmış 12. kitabı. 2010 yılında çıkan Tangled animasyonundan esinlenerek yazılmış, alternatif bir evrende yaşayan Rapunzel’in hayatını anlatıyor. Bu evrene, kanser hastası olan Daniella, ve abisi Brendan’ın, kız kardeşine hiç de yakından tanımadığımız bir Rapunzel’in hikayesini anlatmaya başlamasıyla giriş yapıyoruz. Hiç de yakından tanımadığımız dediğime bakmayın. Aslında tanıyoruz ama, bizim tanıdığımız Rapunzel’in iyileştirme gücüne sahip olan altın rengi saçları varken, Brendan’ın anlattığı Rapunzel’in başka şeylerin yanında, öldürme gücüne sahip olmasıyla bilinen gümüş rengi saçları var. (Adı üstünde “Twisted Tale”) Bunun sebebiyse, Rapunzel’in annesinin, hemen yan yana yetişen ‘sundrop flower’dan değil de, ‘moondrop flower’dan yapılan iksiri içmiş olması. Dünyaya sağlıklı bir kız çocuğu getirmiş olsa da, ölümcül güçleri olduğu fark edilince ailesi hemen paniğe kapılıyor ve ne yazık ki Rapunzel’le ilgilenmesi için aslında çok kötü kalpli bir cadı olan Gothel’i tutuyorlar. Ve ikisi krallıktan uzak bir kalede yaşamaya başlıyor. 18 yıl boyunca kaleden bir kez bile dışarı adım atmayan, ve birilerine zarar vermekten korktuğu için istese de atamayan Rapunzel, 19. yaş günü için her yıl tam doğum gününde gökyüzünde beliren yüzlerce uçan ışığı yakından görmek için, annesine kendisini şehre götürmesini ister. Gothel elbette ki böyle bir dileğe şiddetle karşı çıkacak olsa da, Rapunzel o ışıkları görmeyi kafasına koymuş ve bunu gerçekleştirmek için çoktan plan yapmaya başlamıştır bile. Gerçekten oldukça zevk alarak okuduğum bir kitap oldu. Resmen en sevdiğim animasyonlardan birinin kitabı okuyordum. Okurken aklıma hep filmden kareler gelip durdu ki bu sahneleri hayal etmemi daha kolaylaştırdı. Bu kitap sayesinde Tangled evrenini çok daha iyi anlayıp daha da bağlandım. Ama dediğim gibi, ‘Tangled evreni’, ‘What Once Was Mine’ değil. Çünkü ne yazık ki birçok şey filmdekiyle aynıydı. Olaylar, karakterlerin kişilikleri, özellikleri, yerler… Filmle çoğu şeyin aynı ilerlemesi de güzeldi ama, ben açıkçası biraz daha farklı bir evren bekliyordum. Rapunzel’in biraz daha kötü olmasını, daha az iyi kalpli ve kurnaz biri olmasını bekliyordum. Biraz daha cadı havasında olan bir Rapunzel’i okumayı çok isterdim. Böylece kendisinin aslında kayıp bir prenses olduğunu öğrendiğinde, çok daha fazla karakter gelişimi yaşayabilirdi. Ve olayların gerçek değil de, aslında hasta bir kıza masal olarak anlatılarak, hikayenin bize gerçek olmadığının hatırlatılmasına da gerek yoktu bence. Brendan ve Daniella’ya da çok çok az değinildiği için, biraz anlamsız gibiydi. Eğer ikisine daha fazla yer verilseydi belki de kitapla çok daha iyi özdeşleşebilirlerdi. Ve kitabın yazılmasının sebebi olan Rapunzel’in öldürücü gümüş rengi saçları. Keşke saçları ardındaki gerçeği öğrenme sürecine çok daha fazla tanık olsaydık. En çok ilgimi çeken ve okurken çok meraklandığım kısımlardandı çünkü. En beğendiğim yerlerden bahsedeyim. Yeni karakterlerimizin olması beni çok mutlu etti. Özellikle Rapunzel’in Gina gibi savaşçı bir ruha sahip olan biriyle tanışıp arkadaş olması harikaydı. Kendisini Tangled The Series’teki Cassandra olarak hayal ettim hep ve gerçekten benzerlikleri hiç de göz ardı edilebilecek gibi değil. Gina’nın annesininse ormanın içinde yaşayan bir cadı olan Goodwife olması… Rapunzel’in saçlarının sadece ölüme sebep olmadığını, pek çok başka işlevinin olabileceğini, ve en önemlisi daha küçücükken yaptığı bir hata yüzünden krallıktan sürülmesinin kendi suçu olmadığını, Rapunzel’e fark ettiren Goodwife’tı. Rapunzel’in bu iki harika kadınla yollarının kesişmesine neden olan yazarımıza burdan teşekkür ediyorum. Bir diğeri ise Flynn’le olan karşılaşmaları. Flynn bir şekilde onun kalesine girmiyor da, Rapunzel bir şekilde onu buluyor ve hatta bulmak için şatosundan kaçıyor. Yani bir nevi kurtarılmıyor da, hayatını değiştirmek adına kendisi bir adım atıyor. Ve son olarak da Maximus’u son anlara kadar göremiyoruz ama… Sonlara doğru asla aklınıza gelmeyecek bir şekilde ortaya çıkıyor. Yani demem o ki son sahneye kadar ümidinizi kaybetmeyin! En üzüldüğüm sahnelerden de bahsedip bitirmek istiyorum. Rapunzel’in yıllarca anne sandığı Gothel tarafından manipüle edilerek, oldukça toksik bir şekilde yetiştirilmesine rağmen, Rapunzel’in son anlara kadar annesinin yaptıklarında bir sebep araması, hep onun tarafından bakmaya çalışıp aslında onun hala iyi biri olduğuna kendini inandırmaya çalışması… Çok üzücüydü. Ve küçüklükten beri kendisine hep insanlara zarar veren bir yaratıkmış muamelesi yapılıp bir kaleye kapatılması… İşin kötüsü onun da bu yalana yıllarca inanıp hep kendini suçlu bulması… Çok kalp kırıcıydı. Sonuç olarak her şeye rağmen okuduğum için çok mutluyum. Bu süre boyunca hep Tangled evreninde gibi hissettim kendimi, tabi Tangled The Series izleyip, soundtrack’lerini dinlememden de kaynaklı. Benim gibi bu evreni daha da yakından tanıyıp buranın havasını solumak istiyorsanız, kesinlikle okumanızı öneririm.
What Once Was MineLiz Braswell · Disney-Hyperion · 20217 okunma
·
187 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.