Jude St. Francis , kalbimde çok büyük bir yer edindin. Kafamda bir sürü fikir oluştu hakkında. Hiçbir şey senin suçun değil, yaşadıklarından sorumlu değilsin, çok daha iyi bir hayat hak ediyorsun, çok iyi ve başarılı birisin…Ama bunlar içinde en öne çıkan seninle gurur duyuyorum oldu. Seninle gurur duyuyorum, dışardan kendine bakamıyorsun ama 53 yıl boyunca bu acılarla yaşadın, tam her şey yoluna girdi iyileşmeye çalışacağım derken hayatının merkezine aldığın birini kaybettin. Seninle gurur duyuyorum; geçmişin hiç peşini bırakmadı, hiç kurtulamadın o anılardan ama insanların imreneceği, müthiş insanlarla dolu bir hayat oluşturdun kendine. Keşke dediğim tek bir an oldu, keşke sana bu ızdırapı yaşatan insanların sana dayattığı düşüncelere inanmasaydın. Sen çirkin değilsin, mükemmelsin; değersiz değilsin, eksik değilsin, sana dayattıkları hiçbir şey değilsin Jude. Çok büyük bir şey başardın Judy, 53 yıl yaşadın. Bu acıyla, bir türlü peşini bırakmayan bu acıyla 53 yıl… İlk intihara teşebbüsünde başarılı olmanı hep içimden umdum, bunu en içten halimle diledim çünkü başka türlü acın yok olmayacaktı. Ama sen her düşmende yeniden ayağa kalktın. Seni hiçbir şey için suçlamıyorum Jude gerçekten elinden gelenin en iyisini hatta çok daha iyisini yaptın; etrafındaki insanları mutsuz ettiğini, onlara yük olduğunu düşünsen de en çok sen onları mutlu ettin. Sonraki yaşama inanmıyorum ama umarım bu yaşadıklarının çok daha ötesinde mutlu bir hayat yaşarsın çünkü sen sadece mükemmel seviyesinde mutlu bir hayatı hak ediyorsun. Kalbimde silinemeyecek bir iz bıraktın ve seninle gurur duyuyorum Jude St. Francis.