Yazardan okuduğum ikinci kitap. Okumaya da devam ederim gibi. Incecik bir oturuşta okunabilecek keyifli bir kitap. Bir adamın emeklilik döneminde evini bırakmak durumunda kalıp arabasına yerleşmesine tanıklık ediyoruz. Onun günlüklerini okuyoruz. O bir yere ait olma yada olamama hissini, yaşadığın mekan elinden gittiğinde nasıl hissedeceğini, görüşecek arkadaş eş dost olmadığında nasıl olacağını düşündürüyor. Ancak; bana anlatımı bende verdiği hissiyat çok yüzeysel geldi. Belki de yazarın antropolog olmasindan dolayıdır bilmiyorum ama bu kitabı daha derinlikli bekliyordum.