Çarpıcı bir romandan söz edeceğim; sevgili Onur Erbilen’in kaleminden; Arzu…
İkili ilişkilerde neler yaşanır; aşk, kıskançlık, kavga, uzlaşma, ayrılık, hasret, nefret… Yemeğe tat veren baharatlar gibi çiftlerin karakterlerine bağlı az ya da çok ilişkinin kıvamını tutturmada gerekli duygulanımlardır bunlar. Ancak gördüğümüzden ibaret değildir baktığımız her resim, arka planda yer alan gerçeği tarafsız bir anlatıcının dilinden dinlemek olayları biçimlendirir, şaşırırız; çünkü çoğu zaman anlamamış ya da yanlış anlamışızdır pek çok şeyi.
Arzu’da ise bir kadınla bir erkeğin cinsel yaşamının saklı yönlerini, bir evliliğin arka yüzünü, dik yamaçlarını, uçurumlarını, kısacası bilinemeyenini finale dek yazarın tansiyonu düşürmeyen anlatımıyla soluksuzca okuyoruz…
Arzu ve Murat, birbirlerini severek evlenmişler, tutkuya bağlanmışlar. Maddi kaygılardan uzak yaşamlarında her şey güllük gülistanlıkmış… Dört yıllık birlikteliğin üç yılını tensel uyum içinde, sevişmeler denizinde yüzerek geçirmişler. Dengeler değişivermiş; hâlâ birbirlerine âşık, bağlı olsalar da aralarındaki cinsellik bitmiş…
Daha ilk sayfada Arzu ve Murat’ın bungun yatak odalarına konuk oluyoruz. Yazarın yarattığı atmosfer müthiş. Bir film karesine buyur ediyor okurunu sanki ve karakterlerin depresif duruşları olanca canlılığıyla okuru o anki olguya bağlıyor. Yatakta iki insan, üst kat komşularının gecenin sessizliğini bölen, aşağılara dek uzanan abartılı sevişme yankılarını okuyoruz; Arzu’nun duydukları karşısında kendi yoksunluklarından yola çıkarak girdiği sinir harbi, Murat’ın ezik duruşuyla olaya ironik yaklaşımı gülümsetiyor…
Romana bu ikilinin çelişik ruhsal durumları yön veriyor; Arzu, kızgınlığı, hırsı, istekleri arasında yanıp sönerken, Murat sorununu içine atıyor, konuşmuyor; yaşadığı cinsel soğuklukla ilgili ser veriyor sır vermiyor… İlişkilerinin üstünde ailelerinin baskısı eksik değil. Üst kat komşuları Güllü ise onların arasındaki gerilimi bilmese de yangına körükle gidiyor, Arzu’yu ne zaman görse kocasıyla yaşadığı ateşli geceleri anlatıyor.
“Bak bu boşanmalar neden oluyor biliyor musun, sevişmemekten…”
Danışmana gidiyor Arzu, “Siz istedikten ve değişime kendinizden başlamaya hazır olduktan sonra her sorun düzelir Arzu Hanım…” diyor danışman, “Her aile dışarıdan bakıldığında birbirinden farkı olmayan arı kovanlarına benzer, uğultu bazen dışarıdan duyulsa da içeride neler olduğunu kovanın kapağını açmadan asla bilemezsin…” diyor…
Arzu, kendisine öğütleneni duymuyor, dinlemiyor…Aynı yerde takılıp kalmış:
“Yok, adam bir türlü çevrimiçi olmuyor. Dönüyor, dönüyor, dönüyor tam sayfa açılıyor derken, bağlantı pat diye kopuyor.”
Murat’sa Arzu’nun saldırgan tutumundanbunaldığında ailesine sığınıyor.
“…İnsan öylesine haksızlıklara maruz kalır ki tanımaya çalıştığı dünyanın acımasız ve zarar verici olduğunu kavradığı anda, elleriyle büyüttüğü çemberi yine elleriyle daraltıp kabuğuna çekilir. İşte o kabuk sık sık eleştirsek de beğenmesek de ailedir…”
Arzu’nun kendini haklı görüp Murat’ın yetersizliğinden yola çıkarak yaptığı hakaretlere karşın, sevgisini kalkan gibi kullanan bir adam görüyoruz; öyle anlar geliyor ki okurken Arzu’ya kızıyoruz.
Danışmanın çoğu sözünü dikkate almayan Arzu, eşiyle tatile gitme önerisine tutunuyor. Aralarında ne yaşanırsa yaşansın Arzu’nun sevişmek haricindeki tüm tekliflerini geri çevirmeyen Murat, eşiyle tatile çıkıyor. Yazar, okurunu yolculuğa çıkarıyor, bir dargın bir barışık ikiliyle geziyoruz; Yedi Göller, Safranbolu, Cide… Her durakta rastladıkları insanların hikâyeleri renkten renge boyuyor romanı. Arzu, inanılmaz bir enerjiyle Murat’ı baştan çıkarmak için şansını deniyor; başaramıyor… Ve çıldırıyor, kavga ediyor, kocasını kovuyor, deli gibi para harcıyor, on kişinin tüketemeyeceği sofralar kurduruyor kendine, yemeklerin tadına bakmadan masayı terk ediyor… Uzun tatilleri süresince küsüyorlar, ayrılıyorlar, yazarın zekâ oyunlarıyla yeniden yol onları bir araya getiriyor. Birbirlerini sevmekten vazgeçmeseler de neden bunları yaşadıklarınıyazarın satır aralarına serpiştirdiği küçük ipuçlarından anlamaya çalışıyoruz.
Murat, ayrılık anlarında yaşamını sorgulasa da Arzu’ya karşı küçücük bir kırgınlık taşımıyor…
“… büfeye girip iki bira aldı… kayıkların bağlı olduğu kıyıya geçince, içine dolan sulara rağmen direnen kayıkla karşılaştı. Yaşama tutunmaya çalışan kayığın tam karşısına geçip kıyıyı kaldırımdan ayıran sete oturdu.Birayı yudumlarken, kendisini etkisi altına alan çelişkiyi sorgulamaya başladı. Bir kayığın içi suyla dolduğunda batacağı, soluksuz kalan bir canlının yaşamını yitireceği kadar aşikâr iken, bu kayığın kendi gerçeğine karşı koyarak, küpeştesine kadar suya gömülmüş olmasına rağmen bir su canlısı gibi yüzmeyi sürdürmesi hangi bilimsel ilkeyle açıklanabilirdi. Yüreğine çıpalayarak benliğine tutunan kayığın, ruh haliyle benzeşen gizemini çözmeye öylesine kaptırmıştı ki aceleci bir kadın eliyle çekilen perde gibi gökyüzünü saran bulutlardan boşalan yağmuru hissetmedi…”
Murat, Arzu’nun çıkardığı bir kasırga sonrası bir sahilde bunları düşünürken, yazar onların yolunu yeniden birleştiriyor; bir türlü çözüme ulaşamıyorlar ama…
Sevişmek evliliğin temelini oluşturan, çatıyı taşıyan ana kolonların ayakta kalmasını sağlayan en etkin unsur gibi görünse de yazar, cinsellikten uzaklaşan Murat’ın Arzu’ya aşkı, bağlılığı, sabrıyla birlikteliklerin sevişebilmekten öte nelere gereksinimi olduğunu gösteriyor bizlere.
Merak duygunuz eksilmeden sona yaklaşırken, konunun nereye varacağını kestiremiyorsunuz. Birbirlerini böylesine hırpalayan iki genç insanın evlilikleri bitecek mi, Arzu’nun hırçınlığının altında yatan ana sorun ne? Kaderin ağlarını ördüğü bir gün Murat kimin kapısını çalacak, cinsel yaşamlarını sekteye uğratan sıkıntının çözümünü bulabilecek mi? Bu ruh ikizi çift arzularının muradına erebilecek mi? Tüm yanıtlar romanda; konu çaresizlik ve komediyle kol kola akarken ters köşe bir finalle…
Özgün içeriğiyle hiçbir şeyin dışarıdan göründüğü gibi olmadığını son sayfaya dek okurunu şaşkına çevirerek anlatan, düşündüren, güldüren evrensel bir roman Arzu…
Sevgili Onur Erbilen’in kalemi hiç susmasın. Kitaplar ölümsüzdür; kitaplar iyi ki var…