·738 syf.··Beğendi
···Okunma: 10 Temmuz 2022 23:59 Zemberekkuşu’nun Güncesi ~ Haruki Murakami
"Zemberekkuşu mu? O da ne?"
"Zembereği kuran kuş. Her sabah. Ağaç tepelerinde. Dünyanın zembereğini kurar. Ki kii kii!"
Temmuz ayının ilk kitabı olan Zemberekkuşu’nun Güncesini sevgili #mabelkitapkulübü ile beraber okuduk.
Toru Okada 30’lu yaşlarında genç bir adam, avukatlık bürosundaki işini sebepsiz yere bırakır ve kendini ev işlerine verir. Karısı Kumiko ile mutlu ve sorunsuz evlilik hayatları, kedileri Noburu Vataya’nın kaybolması ile değişmeye başlar. Kediyi bulmaya çalışan Toru önce genç komşusu May Kasahara ile karşılaşır. Sonrasıda karısının ortadan kaybolması, Medyumlar Malta ve Girit Kano, Teğmen Mamiya, Deri Yüzücü Boris, Muskat, Tarçın’ın hikayeleri ile devam eder. Miyakilerin terk edilmiş evleri, bahçede açık bırakılmış kuru bir kuyu, doğaüstü olaylar ile karakterlerle bağlantılı birbiri ardına gelmektedir. Japonya ve Çin arasındaki savaşın insanın tüylerini diken diken eden detayları ise inanılmaz bir kurguyla anlatılmış.
Beni en çok etkileyen Toru’nun kuyuda geçirdiği zamanlardı. Gerçek ile düşün birbirine girdiği zamanlar, kendi varlığının anlamını aradığı, karısını aslında ne kadar az tanıdığını düşünmesi, geçmiş zamanda aslında düşünmediği fakat önemli olayları teker teker anımsaması, onu geri getirme çabaları ve yüzünde oluşan mavi lekenin sırrı oldu.
Murakami'nin romanlarında genelde büyülü bir gerçeklik var. Gerçek ile gerçeküstü olaylar zaman zaman içiçe geçiyor. Ancak bu geçişler, okuyucuyu zorlayan geçişler değil. Eminim benim fark edemediğim bir çok gönderme var metinlerde. Bazı bölümlerde ana öykünün ihtiyacı olmayan ayrıntılara biraz fazla girdiğini düşünüyorum ayrıca Toru Okada'nın fazlasıyla sakin haline sinir olarak okudum. Kimi yerde "harekete geç artık!" diye sarsma ihtiyacı hissettiğimi ve yer yer sıkıldığımı belirtmeliyim.
Murakami okumaya devam edeceğim. Kumandanı Öldürmek ile devam etmek istiyorum.
Sevgiler