Giriş Yap
168 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Bu kitabıyla Murathan Mungan 95'ten sonra ilk kez bir kaç gün önce okuduğum Çador'undan sonra beni daha da etkiledi. Bu kitaptaki öyküleriyle yazarın yakalamış olduğu ya da sürdürmeyi maharetle başardığı bu tad, çıta olsa olsa edebiyatımız adına bir gurur kaynağı olabilir ancak. Elbette sadece yetenek ve kabiliyet değil, yıllar boyu kalem kullanmanın, hayâl etmenin, yaratmanın verdiği bir olgunluk, pişmişlik duygusu da var. İyi ki çok, çok uzun seneler sonra okudum bu iki kitabı. Ben de 95'teki insan değilim, bir okur olarak. Ben de piştim, olgunlaştım kendimce, ve benim de köşelerim, kenarlarım var. Bir maharet söz konusuysa bende de bu pişmişliğin işaretleri, kanıtları var. Yaşlanıyor olmanın götürdüğü şeyler var, aklıma Murathan'95 kitabındaki röportajlardan birisinde zamanı israf etmek üzerine söylediği "benim zamanım yok" sözleri geliyor, yaşlanmanın akla ilk getirdiği şeylerden birisi bu işte: olmamaya, kalmamaya başlayan bu zaman.. ve ama bir de zamansızlığa paralel giden bir pişmişlik, olmuşluk hissi. Çok iyi bir okur değilim, ama kötü bir okur da olmamayı başardım kendimce. Nice kitabın arasında iyi, kötü yürüyüp geldiğim bunca mesafenin, yolun bu noktasında Murathan Mungan bana inanılmaz bir tad veriyor ve, yine, iyi ki o zamanlar değil, şimdi okumuşum diyorum. Bahçedeki kedilerim, beş senedir öte alemlere yolcu ettiğim Dodi'm ve daha nicesi, Zeze'nin ve Kral Luis'inkinden aşağı olmayan çorak ve yer yer güllerle, çiçeklerle, belki bir ihtimal karahindibalarla dolu bahçemiz- ve elbette nice güzel, zamanında buralarda oynayp çocukluğunu yaşayan kedimin, Dodimin de yattığı bu güzel topraklar, bu incir ağacı, bu erik ağacı, yerlere dökülmüş olgun erikler ve daha adını bile bilmediğim bir çok uzun, çarpık vücutlu ağacın arasında ben de kendi zamanımı burada bitiriyorum. Faruk Duman'ın güzel ölmek dediği şeye inanıyorum, defalarca da yazdım. Ama yine yazayım: Henry Palace ve ben, hâlâ o göktaşının gökleri kızıla boyamasını bekliyoruz. Gusev ve ben denizin derinlerine beraber ve usul usul iniyoruz. Kraliçe Charlotte'un önünde biz eğiliyoruz. O atın peşine düşen Adem ve ben büyük dağların, geniş ovaların arasında ömür tüketiyoruz. Daha sayayım mı? Murathan Mungan'a da aynen başka yazarlara olduğu gibi minnet borçluyum. Bu hayatı daha katlanılabilir, daha güzel yapan bir şeyler varsa ki var, onları sizlerin eserlerinizde, cümlelerinizde buldum. Nice başka şeyin yanında sizler ve eserleriniz bu hayatı kesinlikle daha güzel yapan edebiyat güzellikleriydi benim için, ve hâlâ öyleler.. Ne mutlu edebiyatı sevenlere! 'Eldivenler, Hikâyeler'i kesinlikle, kesinlikle, kesinlikle öneririm. Hiç kimse mahrum kalmamalı bu edebiyat güzelliğinden.
Eldivenler, Hikâyeler
7.9/10 · 504 okunma
2 yorumun tümünü gör
Ben 95'ten sonra ilk kez okuyorum. Elimde şu an Kırk Oda kitabı var, taa o zamanlar yazardan uzaklasmama sebep olan o üslubu hatırladım. Bir şekilde değiştiğini ve benim açımdan daha güzel yazmış olduğunu düşünüyorum. Eldivenler Hikâyeler kitabı 1., 2. ve son hikâyesi için bile okunabilir bence. Çador adlı kitabı da güzeldi. Yazarın ilk hikaye kitabı Son İstanbul ise hatırladığım kadarıyla çok çok iyiydi, yeniden okuyacağım ben de. Siz de deneyebilirsiniz elbette, belki seversiniz, ya da sevmez ve başka yazarlara doğru akıp gidersiniz..ne.guzel

Bütün Yorumlar

Ayrıntılı önerileriniz için çok teşekkür ederim. ben de deneyeceğim. sizlere de iyi okumalar.