"Her kalp atışının bir hikayesi vardı."
Kitabın baş karakteri olan Bestegül lise son sınıf öğrencisidir. Bir sabah dersaneye gitmek için metroya biner ancak bu yolculuk Bestenin ve diğer 13 kişinin felaketi olur. Bestenin en büyük şansımı yoksa şanssızlığı mi desem bilmiyorum ama mahsur kaldığı diğer 13 kişiyi az çok tanımasıdır. Hatta içlerinden biri olan Oğuza platonik duygular besliyor. Birbirlerine platonik olup ölümün kıyısında denk gelmeleri büyük şanssızlık. Sayılı günlere sığdırdıkları anılar, birbirlerini tanımaya çalışmaları, hayal kurmaları hem güzel hemde çok üzücü. Kitabın ortalarında olaylar daha farklı hale geliyor. Bazi sırların açığa çıkması, açlığın susuzluğun verdiği öfkeyle kendilerini kaybetmeleri, sırayla birbirlerinin ölümlerini izlemek ve çaresizce enkazdan kurtarılmayı beklemek...
Beni en çok şaşırtan ve üzen karakterler
Fatih ve Cesur oldu. Kavgası, itirafı ve en çok sonu beni şaşırttı.
Arzu ölümünun kendi elinden olması belkide en çok üzüldüğüm ve şaşırdığım an olabilir tamamıyla şanssızlık.
Kitapta Bestegülün iç sesine çok yer verilmiş. İç sese çok yer verilmeseydi belki daha güzel olabilirdi. Çünkü karakterimiz biraz çocukça geldi bana. Ama Bestegülün sonundaki o çabası ve yardımı gerçekten çok hoşuma gitti. Okunabilecek bir kitap. Puanım 4/5
"Vaktimiz olduğunu düşünerek herşeyi erteliyoruz. İyiliği, mutluluğu, sevinci, sevdiğimize onu söylemeyi. Fakat zamanımızın az olduğunu bir şekilde öğrendiğimizde o küçücük zamana çaresizce herşeyi sığdırmaya çalışıyoruz. Keşke biraz içimizden geldiği gibi yaşasak."
"Birbirimizi o kadar aradık, ama bir metroda ölüme giderken bulduk. Ne acı değil mi?"