#NerminYıldırım
#SaklıBahçelerHaritası
"Kabuğu soyuldukça acıyanlar, en çok çocukluk yaralarıdır."
Bu kez yazarımız 53 yıl önce iki kardeşin birbirine yazdığı Berlin - İstanbul arası yazılmış sararmış mektuplarda saklı kalmış hayatlarıyla, hesaplaşmalarıyla, iç dünyalarıyla buluşturuyor bizleri Saklı Bahçeler Haritası ile.
Karanlık bir tarihin karanlık bir geçmişin yıllarca giz olarak kaldığı yerden çıkıp esrarengiz bir şekilde ulaştığı kişi yayın evi yöneticisi Rıdvan.
Kimi zaman kapısının önüne kimi zaman ceketinin cebine konulan bu mektuplarda Suat ve Behiye'nin ayrı kaldıkları yıllarda yaşadıklarını okuyan Rıdvan kendi geçmişiyle kendi yaralarıyla da yüzleşiyor aynı zamanda.
Sevdiğiyle geleceğinin peşinden evini yurdunu, ailesini terkeden, kendini tek başınayken yarım hisseden, daima biriyle tamamlanma ihtiyacı duyan, birilerinin gölgesine sığınırken sır olan Behiye...
Çocuk yaşında şahit olduğu kardeşinin ölümüyle yaşadığı travmayı atlatamayan, terkedilmişlik ve kabusları arasında sıkışıp kalmış, yalnızlığını hayali yolculuklarla hayali karakterlerle bastırma yolunu seçen, hayalleriyle soluklanan, kendi içine saklanan Suad...
Biri geleceğinin diğeri geçmişinin peşinde iki kardeşin yaşadıkları... Yaşayamadıkları... Yaraları... Hayatlarına dokunanlar... İz bırakanlar...
1933 yılından başlayarak yazar tarihle kurguyu öyle harika bir şekilde harmanlamış ki iç dünyalarının yanında Suad'ın penceresinden Osmanlı ve Türkiye tarihini, Behiye'nin penceresinden ise dünya tarihini aralıyoruz sayfalarda. Rıdvan sayesinde ise deprem gerçeğini, açtığı yaraları.
Latin Alfabesine geçiş, Şapka Devrimi 6-7 Eylül olayları, Dersim ve Guernica, 2.Dünya Savaşı, Naziler, Yahudiler, toplama kampları, gettolar,Auschwitz kampında bulunan 7000 kg saçın arkasında kaç bedenin çığlığı saklı İnsanın insana yaptıkları diycem ama insan demeye dilim varmıyor.
Nermin Yıldırım'ın yine kalemini konuşturduğu, zengin içeriği ve muhteşem finaliyle iyi ki okumuşum dedirten bir eser oldu.