Gönderi

Eğer Bir Tutunamayansanız Tutunamayanları Okumadan Önce Iki Kez Düşünün
Bir keresinde öğretmenim kitapları yarım bırakan insanlarda alzaymırın daha çok görüldüğünü söylemişti. O günden sonra bütün kitapları önsöz ve sayfa sayısı dahil okudum bırakamadım. Tutunamayanları tam üç senedir bitirmeye çalışıyorum ama kitap acı veriyor . Turgut'un Selim'in bulunduğu zihinsel çöküntüyü nerdeyse iliklerimde hissediyorum . Bir defada en fazla on beş sayfa okuyabiliyor bir sonraki okumaya kadar kafamı toplamaya çalışıyorum. Eğer duygusal anlamda güçlü bir insan değilseniz kendinizi kitabın olaylarından uzak tutmanız ve gerçekliği sorgulamamanız zor oluyor. Yığılmış bir bilgi birikimi var . Mutlaka her sayfada bir şey öğreniyorsunuz. Kitaba başladıktan Hegel'in hayat hikayesine gelene kadar bir şekilde olabilirliği vardı ancak ondan sonra gerçek anlamda bir insanın kendini nasıl geliştirebileceğini sınırlarının ucuna bile yaklaşmadığı halde nasıl bu kadar çok şey bilebileceğini aklım almadı bir süre. Daha sonra anladım ki akademik alanda gelişmeye zaman ayırmalı insan. Oğuz Atay'ın okuduğum ve tanıdığım insanların yarısından daha çok şeyi bilip bunları kurgulayarak oluşturduğunu fark ettiğimdeyse büyük bir boşluğa düştüm. İnsanlar bomboştu. Bütün aldığım öğütler. Yaşayan herkes sıfırdaydı. Ölüler ekside. Bunu inceleme olarak yazmamamın sebebi kitaptan çok okuma sürecine yönelik bir yazı olması . Bazı kitaplar için insan hiç hazır olmuyor . Kafka okuyamıyorum . En incelerinden olan Dönüşüm'ü de zor okudum. Kitabı okurken kahramanla kendinizi özdeşleştiren biriyseniz Tutunamayanlar'ın size büyük bir acı ve duygusal buhran getireceğini söylemek istedim . Bunun yanında zamanından önce olmuş her meyve acıdır. Kitap , yaşarken öğreneceğiniz şeylerin bir çoğunu daha kısa sürede öğrettiği için . Acı, bağımlılık yapan bir duygu . Süreklilik kazanması halinde ıstıraba dönüp işi iyice içinden çıkılmaz yapıyor . Dediğim gibi yarım bırakamıyorum gerçi yapabilseydim yapar mıydım? Sanmıyorum . Kitabı hala okumaktayım . Son iki yüz. Varlığında boşluğa düşüyorum. Ne kadar kitap okursam okuyayım hepsi bitiyor ve döndüğümde aynı ayraç aynı yerde oluyor on beş sayfa okuduğum gün kendime çay ısmarlıyorum . Otuzlu yaşlarımın başında sonra kırkların tekrar tekrar okuyup ne kadar yol almışım hayatın neresindeyim görmek istiyorum. Tabi içinde bulunduğum iki yüz beni de Selim gibi bir hayatın içine sürüklemezse.
·
17 Gösterim
3 Yorum
Oğuz Atay'ın Korkuyu beklerken ve Tehlikeli Oyunlar'ını okuyalı sanırım bir yıl olmuştur. Eserleri okuduğum dönemde Oğuz Atay'a ilişkin birçok yazı okumuştum. Etkilendiklerinin arasında Musil, Joyce gibi eski dönem ile yeni dönem arasındaki bunalımı yaşayan yazarlarda vardı. Elbette ki daha bu yazarları okuyabilecek seviyeye gelmedim. Ancak haklarında birçok yazı okudum. O dönemde yaşayan ve bu bunalımı iliklerine kadar hisseden bazı yazarların eserlerini okudum. Şu anda Pessoa nın huzursuzluğun kitabını okuyorum. Herhalde okuma serüvenime bu yazarlardan başlasaydım intihar ederdim. Oguz Atay ile bu yazarlara geçiş dönemi arasında rus klasıklerı okumuştum(Dostoyevski'nin tüm eserleri, Gogol, Tolstoy). İyi ki okumuşum. Dostoyevski'nin inanç mücadelesi, Tolstoy'un sevgiye olan inancı, bir nevi panzehir etkisi yarattı bende. Her ne kadar dünya üzerindeki acıyı, kokuşmuşluğu iliklerime kadar hissetsem de, gözümdeki perdenin kalkması üzerinden epey zaman geçse de bir yerlerde inanç mücadelesi veren ve sevgiye inancı olan insanların yaşadığını biliyorum. Kısacası rus klasikleri bu işin panzehiri, herseye çok daha nesnel yaklaşmanızı ve daha sağlıklı değerlendirme yapmanızı sağlıyor. Canınız ne kadar yansa da her dönemde ve zamanda farklı yazarların olduğunu görüyorsunuz. (bu yazı geçiş dönemi yazarlarında yer alan bunalımın Oğuz Atay'ın Tutunamayanlarında görüldüğü için yazılmıştır.)
Rukiye Yılmaz
Gönderi Sahibi
Aslında Oğuz Atay ile tamamen tesadüf eseri tanıştım . Henüz Hakan Günday'ın kitaplarını beğeniyle okuyan bir insan değilken bir kitabında rast geldim . Adam parmaklarına Oğuz Atay yazdıracak kadar çok seviyordu onu . Sonra dedim ki sadece beğendiğim yazarların değil onların beğendilerini de okuyacağım . İşte böyle başladım . Siz rus edebiyatı demişsiniz , doğrudur. Bende arada birçok klasik okudum bu bir süre idare etmemi sağladı . Tutunamayanları bitirdiğim zaman rahata ereceğimi ümit ediyorum şimdilik.
Bu yorum görüntülenemiyor
Tutunamayanlar'ın hissettirdikleri daha güzel anlatılamazdı Rukiye... Eline, kalemine sağlık.
Rukiye Yılmaz
Gönderi Sahibi
Adam maddesel sıkıntılar çekmiyor biliyorsun . Resmen varoluşun acısını yaşıyor sana da yaşatıyor .
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.