Oğuz Atay'ın Korkuyu beklerken ve Tehlikeli Oyunlar'ını okuyalı sanırım bir yıl olmuştur. Eserleri okuduğum dönemde Oğuz Atay'a ilişkin birçok yazı okumuştum. Etkilendiklerinin arasında Musil, Joyce gibi eski dönem ile yeni dönem arasındaki bunalımı yaşayan yazarlarda vardı. Elbette ki daha bu yazarları okuyabilecek seviyeye gelmedim. Ancak haklarında birçok yazı okudum. O dönemde yaşayan ve bu bunalımı iliklerine kadar hisseden bazı yazarların eserlerini okudum. Şu anda Pessoa nın huzursuzluğun kitabını okuyorum. Herhalde okuma serüvenime bu yazarlardan başlasaydım intihar ederdim.
Oguz Atay ile bu yazarlara geçiş dönemi arasında rus klasıklerı okumuştum(Dostoyevski'nin tüm eserleri, Gogol, Tolstoy). İyi ki okumuşum. Dostoyevski'nin inanç mücadelesi, Tolstoy'un sevgiye olan inancı, bir nevi panzehir etkisi yarattı bende. Her ne kadar dünya üzerindeki acıyı, kokuşmuşluğu iliklerime kadar hissetsem de, gözümdeki perdenin kalkması üzerinden epey zaman geçse de bir yerlerde inanç mücadelesi veren ve sevgiye inancı olan insanların yaşadığını biliyorum. Kısacası rus klasikleri bu işin panzehiri, herseye çok daha nesnel yaklaşmanızı ve daha sağlıklı değerlendirme yapmanızı sağlıyor. Canınız ne kadar yansa da her dönemde ve zamanda farklı yazarların olduğunu görüyorsunuz. (bu yazı geçiş dönemi yazarlarında yer alan bunalımın Oğuz Atay'ın Tutunamayanlarında görüldüğü için yazılmıştır.)