Temmuz’un sıcağında toprağın o kurak haline bakmadan nasırlı ellerinde tuttukları çapayı toprağa vuruyorlardı. İkinci hasada çok az bir zaman kalmıştı. Tarlada ekili salatalıkların uzayıp giden uçlarında bir yandan çiçek açarken, daha önce açmış çiçeklerden büyümeye yüz tutmuş küçük yeşil salatalıkları ezmemek içinde gayret gösteriyorlardı.
Ucu bucağı görünmeyen tarlada her bir kişi biz çizgiyi almış. Her bir çizgide sıralı salatalıkların diplerini, narin yapraklarına ve yeni olan salatalıkları ezmeden ayrık denilen yabancı otlara çapa yapıyorlardı. Devek denilen bu salatalıkların her bir tanesi ahtapot misali sağa sola uzayıp gidiyordu.
Bu tarlada yaklaşık otuza yakın erkek, kadın demeden ırgatlar günlerdir çalışıyorlardı. Irgatbaşı daha doğrusu kasabada çok öncelerden defterinde tuttuğu isimler, ona yevmiyeli o ise bu işi götürü bedelle sahibinden çapa yaptırmak için alıyordu.