Adından da anlaşılacağı üzere kitabımız Werther’in acılarından söz etmekte. Yeni taşındığı yerden arkadaşına yazdığı derleme mektuplardan oluşuyor. Başta her yönüyle Werther’e iyi gelen bu yer, sonradan gittiği bir eğlencede imkansız bir aşka düşmesine ve yaşamdan her yönüyle usanmasına yol açıyor. Nişanlı olduğunu bildiği halde Bayan Lotte’ye aşık oluyor. Bu imkansız aşk onun tüm zekâsını, resme, edebiyata olan tüm yeteneğini yitirmesine sebep oluyor.
Tükeniyor, tükeniyor, tükeniyor!
Kitabın sonlarına doğru gerçekten Werther’in acısını paylaştım. Yetenekli, güzel kalpli, aynı zamanda zeki olan bir insanın, imkansız bir aşk içinde böyle sürüklenip gitmesi…
Sanırım bazen böyle oluyor…
Okurken acıyı sevmek olur mu dedirtti bana.
Bence kitaplığınızda eksik olmaması gereken bir kitap.