·282 syf.··Beğendi
···Okunma: 09 Ağustos 2022 23:58 Ufak spoilerlar içerir!
Kitaba başlamadan önce hayatıma bu kadar dokunacağını tahmin etmiyordum. Derin anlamlar ve kalbinize yer eden cümlelerle karakteri okumuyor, yaşıyorsunuz.
Hayatta yaptığımız ya da yapmadığımız seçimler için hep bir pişmanlık duyarız ama ya o pişmanlıkları telafi etme şansımız olsaydı? Gece yarısı kütüphanesi de tam olarak böyle bir yer. Nora Seed, hiçbir seçimi onu tatmin etmemiş, hayatını hep başkalarının seçenekleri ve istekleri üzerine kurmuş, hayatı pişmanlıklardan ibaret bir karakter. Bu pişmanlıklar yaşama isteğini bastırınca ölmeye karar veriyor ve kendini Gece yarısı kütüphanesinde buluyor. Bu kütüphanedeki tüm kitaplar Nora'nın geçmişte neleri farklı yapabileceğini gösteren sonsuz hayatlarını anlatıyor ve yaşatıyor. Hikaye de burada başlıyor.
Tercihlerimiz bizi birbirinden farklı sonsuz olası hayatlara sürüklüyor, bazılarından memnun olsak da hep yaşayamadığımız hayatların yasını tutuyoruz ve hayatımızı pişmanlıklarla doldurup geçmişe odaklanmaktan geleceği kaçırıyoruz. Öğrenmenin tek yolu yaşamaktır diyor kitapta. Yaşamadan bilemeyiz hangi tercihin bizim için en iyisi olduğunu ya da belki en iyisi olmak zorunda da değildir. Sonuçta 'mükemmel hayat diye bir şey yoktur.' Kısaca seçimlerimiz ne olursa olsun yaşadığımız pişmanlıklar bize dert değil ders olsun..
Kitapta da dediği gibi "Olası hayatlarımızdan herhangi birinin bundan daha mı iyi yoksa daha mı kötü olacağını bilemeyiz. O hayatlar yaşanıyor, evet, ama biz de yaşıyoruz ve asıl bu yaşantıya odaklanmalıyız."
Ek olarak Nora'nın deneyimlediği bir yaşantısına kalbimi bıraktım, orada yaşamına devam etmesini isterdim... Okursanız hangi yaşantıdan bahsettiğimi çok iyi anlayacaksınız.