"Yıl 1919… Ülke işgal altındaydı!
19 Mayıs’ta Samsun’a çıkan Mustafa Kemal, İngilizlerin
istediği gibi çalışmasına izin vermeyeceklerini gördü…
Anadolu içlerine doğru ilerlemeye karar verdi.
İlk durak Havza olacaktı.
Yâverinden, hemen bir otomobil bulunmasını istedi.
Araştırıldı, soruşturuldu…
Sonunda, Benz marka, çok eski bir otomobil bulunabildi.
Mustafa Kemal,
“Tamam,” dedi.
Arkadaşları,
“Ama çok eski,” diyerek kuşkularını belirttiler.
Mustafa Kemal,
“Olsun,” dedi.
Arkadaşları, “Her an arıza çıkarıp bizi yolda bırakabilir!” diye uyarmak istediler.
Bunun üzerine Mustafa Kemal, “Başka otomobil var mı?” diye sordu.
Arkadaşları, “Yok,” dediler.
“Öyleyse bununla yola çıkacağız!”
Samsun’dan çıkıp Havza’ya doğru gecenin karanlığında yol almaya başladılar…

Korkulan sabaha karşı başlarına geldi. Motor su kaynatmaya başladı…
Suyun soğutulması ve değiştirilmesi beklenirken,
Mustafa Kemal, otomobilden indi.
Şafak yeni sökmekte…
Dağların bulutlara değen tepeleri yeni yeni pembeleşmekteydi.
O anda, Mustafa Kemal, daha önce kimsenin duymadığı bir marşı söylemeye başladı:

Dağ başını duman almış,
Gümüş dere durmaz akar.
Güneş ufuktan şimdi doğar,
Yürüyelim arkadaşlar…
Sesimizi yer, gök, su dinlesin,
Sert adımlarla her yer inlesin!
Bu gök, deniz nerede var?
Nerede bu dağlar taşlar?
Bu ağaçlar, güzel kuşlar,
Yürüyelim arkadaşlar…"
Falih Rıfkı Atay
Sayfa 60 - Bateş Yayınları - 1980