Giriş Yap
556 syf.
·
42 günde okudu
·
Beğendi
·
10/10 puan
Kitabım bitti inceleme yazmaya değer bir kitap. O yüzden mutlaka yazmalı ve baskalarina ilham olmalıyım diye düşündüm. 1. Dünya savaşı sonrası Amerika ve Dünya halkının yasam savaşı hayatta kalma mucaedelesi anlatılmış fakat anlatılmak ile kalmamış bizzat o dönemi yaşıyor gibi bizi icine çekebilen bir eser. İnsanların yaşadığı yerlerden göçe zorlandığı, gittikleri her yerlerde hep bir kotulukle karşılandıkları, dışlanarak tekrar kovuldukları ve karın tokluğuna dahi yetmeyecek bir çalışma karşılığı ile çalışmaya mecbur bırakıldığı bir hayat düşünün... Kitabın bana göre en etkileyici kısmını paylaşmak isterim; ..."Baban mi?" dedi Anne. "Evet! Aç değilim diyordu, şimdi yedim diyordu. Yiyecekleri hep bana veriyordu. Artık hali kalmadı. Kıpırdamıyor bile." Yağmur damda büsbütün kudurdu. Kuru adamın dudakları kıpırdadı. Anne onun yanına diz çöktü, kulağını yaklaştırdı. Adamın dudakları tekrar kıpırdadı. "Tabii",dedi Anne. " Sen rahat et. Ona bir şey olmaz. Kızımın sırtından şu ıslakları çıkarana kadar bekle hele." Anne tekrar Rozaşar'ın yanına döndü. “Çıkar şunları," dedi, gözükmesin diye yorgani perde gibi tuttu. Kız soyununca Anne yorganı ona sardı. Yabancı çocuk yine Anne'nin yanına sokulmuş, anlatıyordu. "Ben anlamamıştım. Ya yeni yedim diyordu ya da aç değilim diyordu. Dün gece ben bir cam kırıp ekmek çaldım. Ona zorla vedirdim Ama hepsini kustu. Ondan sonra daha halsiz oldu. Ya çorba ya da süt gerek. Sizde süt alacak para var mı?" Anne, "Suss!" dedi. "Kaygılanma. Bir şeyler düşünürüz.” Çocuk birden bağırdı. "Ölüyor diyorum size! Açlıktan ölü yor... baksanıza!" "Sus," dedi Anne. Baba'ya ve John Amca'ya baktı. İkisi de hasta adamın yanında, çaresizlik içinde duruyorlardı. Sonra Anne, yorgana sarınmış Rose of Sharon'a baktı. Anne'nin gözleri Rose of Sharon'un gözlerinden de ileriye kaydı, sonra birden tek rar o gözlere döndü. İki kadın birbirlerine derin derin baktılar. Kızın solukları kısa, hızlı bir tempoya girmişti. "Peki," dedi. Anne gülümsedi. "Biliyordum yapacağın! Biliyordum!" Ba şını eğip ellerine, kucağında kavuşturduğu ellerine baktı. Rose of Sharon fisıldadı. "Siz... hepiniz... çıkar mısınız?" Yağmur damı daha hafif dövmeye başlamıştı. Anne eğildi, avucuyla kızının alnındaki saçı geriye alıp dü zeltti, sonra onu alnından öptü, çabucak yerinden kalktı. "Haydi, beyler," diye seslendi. "Dışarıya, alet deposuna gelin." Ruthie bir şey söylemek üzere ağzını açacak oldu. "Sus!" dedi Anne ona. "Sus ve yürü!" Hepsini çoban gibi önüne katıp kapıya doğru sürdü, yabancı çocuğu da elinden çekti, gıcırdayan kapıyı arkasından kapadı. Rose of Sharon, çıtırtılarla dolu ambarda bir an hareketsiz oturdu. Sonra yorgun vücudunu doğrulttu, yorganı çevresine daha sıkı sardı. Köşeye doğru süzüldü, yerde yatan o solgun yüze, o iri, korku dolu gözlere baktı, yavaşça adamın yanına uzandı. Adam başını ağır ağır iki yana salladı. Rose of Sharon yorganın bir ucunu bollattı, tek memesini açtı. "Bunu yapma lısın." dedi. Biraz daha sokuldu, adamın başını tutup kendine çekti. "İşte..." dedi. "Hadi..." Eli adamın ensesine doğru kaydı, destek sağladı, parmakları yavaş yavaş adamın saçları arasında dolaştı. Bir ara başını kaldırdı, ambarın karşı tarafına doğru baktı, dudakları birleşti, esrarlı biçimde gülümsedi. Umarım kitap değerinin karşılığını alabilir bir okur kitlesiyle karşılaşır
Yorum yapabilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş Yap