Gelmek de , gitmek de cesaret değildir; sebeptir. 'Zoru' görmek değil gerçeğin farkına varmak. Yazılmayanı okumak. Vâkti gelmiştir, her vâktine esirlik gibi bir sebepten ibarettir bu. Yalnız insan güzellemeyi, yüceltmeyi sever. Söz kondurmamayı yanıp, durmak diye işaret eder. Oysa fıtrat da insan da yanılmaya açık varlık. İnsan düşünce kuyuya aczî kadar görür etrafını, kader içinde kaderi göremez. Bir yolculuk bu...ineceğin durağa kadar onca durak vardır. Herkes kendi durağında inmeye yazılmıştır. Ama olurya yanıldı, daldı veya güzel geldi bir durak ve inildi. İşte orada kalmak yazılmadığı gibi gitmek de yazılmaya bilir. Ama gitmek yazıldıysa yolcu yolculuğa devam etmeli ki yazıldığı durakta kendini bulsun. Kader gayrete aşık denmiştir ama ısrara aşık değildir. Israr kaderi incitir. Ruhu divâne eder sana ait olmayan bir sebebe. Kalbi acıtır, sevgiyi kör eder...vâkti gelince mısır da kalmaz, sultanlıkta...🙏(evvela naçizane kendimce, kendime)