Kitap hızlı bir şekilde okunuyor. Özellikle köy yaşamının zorluğunu ve devletin eksikliğinde nasıl bir adaletsizlik ve orman kanunu düzeninin kolaylıkla oluşabildiğini gösteriyor. Bunu yaparken köyün bir Zaza köyü olduğu için ihmal edildiğini söylemiyor kesinlikle. Anadolu'daki herhangi bir köy olabilir bu. Bu anlamda sert bir politik dili yok diyebiliriz.
Bununla beraber okurken rahatsız eden iki husus var. Birincisi bu anlatılanların yazarın başından geçen değil de dinlediği hikayelerden biraraya getirilerek kurgulandığını çok fazla hissediyorsunuz. Köylü diline ait olmayan ifadeler çoğunlukta. Bunları yok sayarak okumak gerekiyor. İkincisi de bütün bu çaresizlik ve zavallılılık içeren olayların hep aynı ailenin başına gelmiş olması. Tabii ki imkansız değil ama inandırıcılığı biraz zayıflatıyor. Bu acı hikayelerin hepsi yaşanmıştır tarihte, mümkündür ama hepsi aynı insanın başından geçmiş midir, bilemiyorum.
Bunun dışında kahramanların bize sunulan karakterleri var. Ama bazı durumlarda sanki yazar olaylar mutlaka kötüye gitsin diye o kahramandan beklenmeyecek kişilik özellikleri sergiletiyor. Bunu da birdenbire yaptığı için okuyucu bu değişimi karekter gelişimi içerisinde değerlendiremiyor. Ben bunu olayların farklı kişilerin başından geçmiş olmasına bağlıyorum. İki ayrı kişi, iki ayrı durumda iki farklı karar vermişken bunları aynı kişinin başından geçmiş gibi yazınca hikaye bütünlüğünde sıkıntılar doğuyor.
Tüm bunları bir kenara bırakacak olursak, kitap okunması duygusal anlamda zor bir hikaye anlatıyor. Birkaç kez kenara bırakıp tekrar okumak için araya zaman girmesini bekledim. Buna rağmen bir hafta içerisinde bitti.