Puan vermedi·253 syf.····Okunma: 10 Ağustos 2022 00:00 İnsan önce kendiyle konuşmaya başlar, sonra kendisi onunla konuşmaya başlar. Sonra Allah'ın sevdikleri onunla konuşmaya başlar. Sonra... Sonra... Allah onun kalbine nida etmeye başlar.
Kendiyle konuşmanın iki yönü vardır; biri ruhuyla, biri nefsiyle konuşur. Biri vesvesedir, sürekli kötü istekleri meydana getirir. Bu durum dile düşene kadar insan kendi kendisiyle konuşur. Buna suskunluk durumu deniyor. Bu durumdan kurtulmak için ilaçlar veriyorlar, birbirlerini motive ediyorlar. Diyorlar ki; "Aman konuş, içini dök, rahatla, anlat anlatabildiğin kadar".
Heyhat!
Dertlerin asıl anlatılması gereken kapı Cenabı Hakk'ın kapısıdır,O'na duadır. O'nun kapısında O'na secde etmektir. Bu halde olunmadığında meydana gelen nefsin konuşturulmasıdır.
O yüzden; insan çok sıkılıp bunaldığında, birşeyler anlatıp aktarmak zorunda kaldığı zaman yapabileceği en güzel şeylerden biri zikir çekmektir. Bunu yapamazsa en azından deniz kenarında dolaşmaktır. Her konuşulan söz, insanın kendi başına yeni bir belanın açılabilmesine sebebiyet verecektir. Konuşmanın manevî hayattaki en büyük zararı insanın Allah ile arasındaki perdelerin kalınlaşmasına sebep olmasıdır.
İnsan ne çekerse bu dilinden çeker;hangi hakikate ulaşırsa dilin hakikatiyle ulaşır. Dil hem sefadır,hem cefadır, hem beladır. Eğer hakikat ararsan, hakikat susmaktır.
Ya Rabbi, bizi dilimizle yapmış olduğumuz günahlardan dolayı affet.