·296 syf.····Okunma: 27 Ağustos 2022 17:50 Güzel Yaşam Kılavuzu’nu kitapçıda gezinirken gözüme çarptığı için satın aldım. Kitap, nasıl güzel yaşanacağını Stoacıların yaşam felsefesi ile anlatıyor. Daha önce, birer Stoacı olan Seneca’dan ve bir zamanlar Roma’yı yönetmiş olan Marcus Aurelius’tan bir şeyler okuma fırsatım olmuştu. Bu yüzden sevebileceğimi düşündüm.
Dört kısma ayrılmış olan Güzel Yaşam Kılavuzu’nun ilk kısmında kısaca Stoacılığın tarihinden bahsediliyor. Yunan Stoacılığıyla başlayan anlatı, Roma Stoacılığıyla devam ediyor. Bu bölümlerde Seneca, Epiktetos, Zenon, Marcus gibi önemli isimlerin düşünce ve yaşayış biçimleriyle ilgili bilgiler yer alıyor. Bu yaşam felsefesinin amacının dinginliğe ulaşmak olduğunu anlıyoruz. Bu dinginliğe nasıl ulaşacağımız ağırlıklı olarak sonraki kısımlarda anlatılıyor.
İkinci kısım, bize bir takım psikolojik tekniklerin aktarıldığı kısım. Tekniklerden biri olumsuzu canlandırma. Başımıza gelebilecek kötülükleri (sevdiklerimizi kaybetmek, yoksullaşmak, ölüm vb) zaman zaman düşünüp taşınmanın hayatımızın genelini ne kadar olumlu etkileyeceğine beni ikna eden bir yöntem oldu. İkinci kısmın devamında okurken mantıklı bulduğum ve hayatıma entegre etmenin -bir Stoacı olmayı seçmesem dahi- benim için faydalı olabileceğine inandığım bir diğer şey ise üzerinde tamamen kontrol sahibi olduğumuz şeyler, üzerinde hiçbir kontrolümüzün olmadığı şeyler ve kısmen kontrol sahibi olduğumuz şeylere dair yapılan sınıflandırmaydı. Tamamen kontrol sahibi olduğumuz ve kısmen kontrol sahibi olduğumuz şeyler üzerine yoğunlaşma ve elimizde olmayan şeyler için içimizde oluşan kötü duyguların mantıksız olduğunu anlamakla beraber yok oluşlarını izleme fikrini sevdim ve benimseyebilmeyi umuyorum. Ayrıca anlatılan önemli bir kısmı yazarın örneğiyle açıklamak istiyorum: Bir tenis maçını kazanmak üzerinde kısmen kontrol sahibi olduğumuz bir şeydir. Yani çabalayarak kazanma ihtimalimizi arttırabiliriz ancak asla garanti edemeyiz. Bu durumda hedefimizde minik bir değişiklik yapmak bizi sonucun olası kötü etkilerinden korunabilir hale getirir. Amacımızı tenis maçını kazanmak değil, en iyi şekilde oynamak olarak seçersek eğer kaybetmek bizim için eskisi kadar kötü bir sonuç olmayacaktır. Başarısızlık ve takibinde gelen üzüntü, öfke ve benzeri kötü duygulardan kendimizi korumuş oluruz böylece.
Üçüncü kısımda bazı öğütler yer alıyor. “İnsanları sevmek” başlayan bölüm toplumla olan ilişkilerimiz, hakaretlere nasıl tepki verebileceğimiz, öfkeyle ilgili nasıl olumlu değişiklikler yapabileceğimiz, lüks yaşam benzeri konularla devam ediyor. Bölümün sonunda ise yaşlılık ve ölümle ilgili bir kısım yer alıyor.
Son kısımda yazar Stoacılık felsefesini benimsemek isteyenlere birtakım tavsiyelerde bulunuyor. Kitapta daha önce anlatılanlar ışığında, kendi hayatından da örnekler vererek bir nevi rehber niteliğinde bir bölüm kaleme almış.
Kitabın sonunda da “okuma tavsiyeleri” veriyor.
Kitabı elime aldığımda daha komplike bir metin beklemiştim. Ancak bence kolay okunabilen ve akıcı bir kitaptı. Stoacılık ile ilgili bende bir merak uyandırdı. Dahası yazarın ara ara vurguladığı “yaşam felsefesi edinmenin önemi”ni kavrayabildiğim için mutluyum. Kitapta her zaman yalnızca dinginlik kelimesi kullanılmış ancak ben huzuru da ekleyebilirim: Bence kitabı bitirdiğinizde Stoacı olmaya karar vermeseniz bile dinginlik ve huzuru hayatınıza getirebilecek çeşitli yöntemlerin yer aldığı güzel bir kitap.