Gönderi

9/10
·470 syf.··
2022 96. kitabı
“And I want another smile from you. Many of them. Your smiles make me more like my true self.” Üçüncü kitabımızda bu sefer atlımız Famine yani kıtlık. Ana ve Famine beş yıl önce karşılaşıyorlar. Famine korkunç bir işkence ve hapisten çok kötü bir durumda kaçmışken Ana onu buluyor ve onu saklayıp iyileşmesine yardımcı oluyor. İyileştiğinde intikam için geri dönüyor ve köydeki herkesi öldürüyor, buna Ana’nın kalan son aile üyeleri teyzesi ve kuzenleri de dahil. Daha sonra yolları ayrılıyor ve 5 sene sonra tekrar karşılaştıklarında Famine tekrar onun bulunduğu şehre gelmiş oluyor. Ana kendisini hatırlar umuduyla tekrar yüzyüze geldiklerinde kendini kelimenin tam anlamıyla ölümden dönmüş buluyor ve sonra intikam için Famine’in peşine düşüyor. Bundan sonra da Famine Ana’yı yanından ayırmıyor. Famine biraz psikopat bir kişilik gibi gelebilir başta. İnsanları acımadan öldürüyor ve Ana’yı da bunlara şahit ediyor. Bu yaptıklarının arkasında tabi ki insanlar tarafından işkence gördüğü dönemin etkisi büyük. Bu yüzden insanlardan nefret ediyor. Ona yapılanları okudukça o kadar çok üzüldüm ki… Ana ise o beş yıl öncesinden sonra kendini bir genelevde buluyor. Onun da orda yaşadıkları, yalnızlığı kalbimi kırdı. Aralarındaki nefret ilişkisi zamanla bambaşka yönlere evriliyor tabi ve bunu okumak çok güzeldi. Famine, Ana’ya her little flower dediğinde ben biraz daha eridim. Çiftimiz bi kaç kez birbirini kaybetme korkusuyla da karşılaşıyor tabi ki. Ama sonunda işler öyle bir hal aldı ki… Nasıl bu noktaya geldi de Death uyandı ve olaya dahil oldu anlamadım. Sonu diğer kitaba bağlanacak şekilde bitti o yüzden Death’in kitabında neler olacak, nasıl bağlanacak her şey göreceğiz. Famine’deki değişimi her ne kadar sevsem de hala favorim Pestilence. Bakalım Death bunu değiştirebilecek mi?
FamineLaura Thalassa · Bağımsız Yayın · 20206 okunma
·
148 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.