·608 syf.····Okunma: 18 Ağustos 2022 17:13 Alamut çok çok başarılı bir metindi. Neden şimdiye kadar okumamışım diye hayıflandım doğrusu.
Mevzu bahis 11. yy da dünyadan gelip geçmiş,tarihe adını kazımış üç büyük İranlı düşünce adamıdır. Ömer Hayyam, Nizamulmülk ve Hassan sabbah.. Bu üç şahsiyetin yolu Melikşah rejiminde kesişir. Hepsinin bir ideali vardır ancak hiçbiri ortak değildir. Nizamulmülk bulunduğu makamda Selçuklulara hanedanına hizmet etmek,halkını refaha ulaştırmak,eşi görülmemiş bir nizam oluşturmak ister ki zaten Melikşah' ın babası Alparslan dan beri hanedana hizmet etmekte ve muazzam bir idari sistem oluşmasına katkı sağlamaktadır. Ömer Hayyam bir "feylesof"tur ve öyle kalmak ister, şarap içip,rubailer yazıp yıldızları izlemek ve tefekkür etmektir tek gayesi. Hasan sabbah'ın ise çok başka bir ideası vardır. Selçukluları yıkmak İran'dan atmak ister ki bu noktada baş düşmanı Nizamulmülk'tür. Projesini pratiğe geçirmek için yıllar yılı dünyayı dolaşmış,tüm felsefi akımları etüt etmiş ve kendi doktrinlerini oluşturmuştur. Fanatik bir grup fedai yetiştirerek tüm devletlere,liderlere korku salmak ile elde edeceği bir hükümdarlık kurmak ister. Öncelikle Alamuta yerleşir. Bir casus ordusu yetiştirmek için yıllardır kurguladığı projesini hayata geçirir. Ve Bir ölümlüye fedailik yaptırabilmek için de mistik bir atmosfer oluştur. Kendisini alamutta peygamber saydırır ve haşşaş içirdiği fedailerine Ölmeden cenneti tattırır . Uyanınca o güzel bahçelerin, hurilerin,içkilerin,meyvelerin olduğu cennetten sonra tekrar kalede olduklarını gören delikanlılar tekrar oraya gitmek hem de ebedi kalmak için ölüme gözünü kırpmadan gitmektedirler. Ki burda hasan sabbah'ın yanındakilerden biriyle konuşurken büyük ordularla baş edecek bir ordu hiçbir zaman kuramayacağını fakat bir hükümdarın yanına sokulup hanceri saplayacak bir fedainin ordudan büyük korku salacağını,kimsenin sarayında huzurla yaşayamayacağını söylemesi çok çarpıcıydı. Ve insanları yönetmek için çok akıllı olmaya değil onlardan birazcık daha akıllı olmanın yeterli olacağını söylemesi..
Yazar kitabı 1938 yılı Slovenya' sında yazmış ama rejimden ötürü ancak 50lerde yayınlayabilmiş. İtalya'da Mussolini, Almanya'da Hitler, Rusya'da Stalin fanatik fikirlerini savunurken,bu atmosferde yazmış ve bu kadar başarılı olması da belki bu kesif atmosferin etkisiyledir. Elbette ki kitapta kurgu unsuru bulunduğunu göze almak gerek bu birebir biyografi değil tarihi kurgu kitabıdır. Ve kitabın derin ve etkileyici bir felsefesi vardır. Keyifli okumalar..