·252 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Eylül 2022 04:04 "Her şey ekonomi değil" adlı kitabı henüz bulamadığım için okumaya bundan başladım, malumunuz bir silsile sayılabilir :)
Başlangıcı "garip" geldi okurken lakin devam ettikçe bilinmesi gerekenleri içerdiğini gördüm. Okudukça da ekonomiden siyasetin bazı parçalarına, kurumlardan kişilik reflekslerine ilginç değinmelerle keyifli bir yolculuk olduğunu kendim adına kesinlikle söyleyebilirim.
Kitabın en sevdiğim yanı yazıldığı bunların söylendiği tarih oldu. Şunu demek istiyorum; bir şeyler yaşandıktan sonra geçmişe dönük "biz söylemiştik"ler oldukça klişeleşiyor, anlamını ciddiyetini yitiriyor (elbette herkes tarafından telaffuz edildiğinden). Öte yandan bu kitapta belki halk tarafından algılanması zor olan hataların aslında gören gözler için orada olduğunu ve devam ederse sonuçlarının ağır olabileceği de vurgulanmış. Bugün yaşadıklarımızın sürpriz gelişmeler olmadığını o tarihte yazmış olduklarıyla ispatlamış da sayılırlar bir yere kadar.
Çarşambanın gelişi perşembeden belli olsa da malumunuz biz her sabah perşembeye şaşıran bir toplumuz. Deyim yerindeyse bu kitap tarihin çarşambasında yazılmış bir kitap.
Kitap ile ilgili bahsedebileceğim tek "kusur" sonlarına doğru Emre Hoca'nın (tahminimce bir akademisyen refleksiyle) kıssalardan çıkarılması gereken hisseleri de biraz uzunca dile getirmiş (öğüt vermiş) olması sayılabilir. Kusur'u tırnak içinde yazdım zira bu bir kusur değil elbette. Akışı biraz yavaşlatmış sadece. Öte yandan toplumumuzun öğütlere ne kadar ihtiyacı olduğunu ve kitabın erişeceği kitlenin genişliği de göz önünde bulundurulduğunda gayet yerinde demek mümkün.
Yalın Alpay'ın katkıları da kesinlikle çok yerinde ve çok şık idi.