10/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2017 2. kitabı
Yıllarca Pontus Devleti hayaliyle yaşayan Rumların Yunanlıların İzmir'i işgaliyle başlattığı saldırı ve baskınlar daha da artmış, bu baskınların gerçekleştiği köylerimizden birisi de Dağköy olmuştu. Dağköylü bir yiğit Kadın Kahraman Fatma Yalçın (Fatma Çavuş) Erkekleri askerlik ve seferberlik görevi için çeşitli cephelere giden köyün savunması kadın çocuk ve yaşlılara kalmıştı. Bu baskınlar neticesinde her iki tarafta çok sayıda zayiat vermişti. Bunların içerisinde Fatma Yalçın (1897-1963) (Fatma Çavuş) isimli kadın büyük yararlıklar göstermiş, Türk kadını adına adeta destan yazmıştı. Köylüler Fatma Çavuşun öncülüğünde devletin kendilerine verdiği silahlarla ve öğrettiği savunma taktikleriyle çeteleri püskürtmüş bölgeye de örnek olmuştu. Çocuğu olmayan bu kahraman kadın eşinin seferberliğe gidip bir daha dönmemesi üzerine vefat edinceye kadar bir daha evlenmemiş, uğruna canını ortaya koyduğu milletinin varlığıyla gurur duyarak Dağköy'de yaşamıştı. Fatma Yalçın'ın kahramanca mücadelesi dikkate alınmış, Cumhuriyetin ilanından sonra bilhassa Gazi M. Kemal Atatürk'ün isteğiyle T.B.M.M tarafından Çavuşluk Unvanı verilmek üzere Ankara'ya davet edilmiş ancak günün şartlarında Ankara'ya gidememişti. Kendisine takdir edilen Çavuşluk unvanını vefat (1963) edinceye kadar onurla taşımıştı. Son nefesine kadar Fatma Çavuş olarak anılmış, çevresi tarafından bu unvanla anılmıştı. Onunla ilgili anlatılan ve hepsi de bir kahramana yakışan çok sayıda vesika vardı. Samsun'da kutlanan Milli Bayramlara davet edildiği, burada giydiği milli kıyafetle atının sırtında geçit merasimlerine katılarak halkın arasından bir gurur abidesi gibi geçit merasimlerinde yer aldığı unutulmamakta ve hala o günkü heyecanla anlatılmaktadır. Savaşla birlikte çete baskınlarıyla da etkilenen Dağköylüler, Anadolu'muzun birçok vilayetinde olduğu gibi büyük kıtlık çekmiş, mısır somaklarını el değirmenlerinde öğüterek yemek zorunda kalmışlardı. Rum Köylerinden toplanan vatandaşlar tarafından oluşturulan çeteler tarafından defalarca baskına uğrayan Dağköyün evleri ateşe verilmiş, hayvanları telef olmuştu. Tarihi bir mücadeleye sahne olan köyde halk kahramanca savunma yaparak destanlar yazarken tarihlerinin yazılmasına fırsat bulamamışlardı. Bu destani savunma o günden bugüne hala dilden dile anlatılmaktadır. Kime sorsanız o yıllara dair söyleyecek birkaç sözü, hele sitayişle söz ettikleri Fatma Çavuşa dair hatıraları vardı. Dağköylü çocuk kahraman Ali Asal Milli mücadelenin devam ettiği günlerde çete reisini vurarak çetelerin cesaret ve gücünün kırılmasına, dolayısıyla baskınların da çehresinin değişmesine sebep olan (o günlerde çocuk yaşlarda olan) Dağköylü Ali Asal'ın (Rumi.1317-M.1983) Milli Mücadelenin çocuk kahramanları arasında yer aldığı tarihi bir gerçektir. Bu savunma sırasında ismi bilinenlerin yanı sıra ismi bilinmeyen kahramanların da varlığını ifade etmeliyim. Köyün Muhtarı Musa Türker (1881-1938) ve Köyün İmamı Mehmet Şenol'da isimleri zikredilenler arasında yer almaktadır. Yıllarca dinlediğim hatıra ve aldığım aldığım notları "söz uçar yazı kalır" gerçeğinden yola çıkarak kahramanlarımızın mücadelelerini kitap haline getirmeye karar verdim. Hatıralarını bizzat kendilerinden dinleyip kaleme aldığım yaşlı insanların çoğu bugün aramızda yoklar. Artık bu bayrağı devralma sırası üçüncü kuşakta. Aktardığımız bilgilerin kuşkusuz eksik veya fazlası vardır. Umarım eldeki bu bilgiler yeni araştırmalara ışık tutar, böylece yeni eserlerin kaleme alınmasına vesile olur. Pontus Devleti hayali Bu durumu şöyle özetleyebiliriz; Türk ve Rum köylülerinin birbirleriyle kurdukları dostane komşuluk ilişkilerinin bir anda bozulmasına sebep kuşkusuz Rumların Pontus Devleti hayali olmuştu. Büyük bir gizlilik içerisinde örgütlenen Rumlar ansızın Türk köylerine karşı saldırmaya başlamışlar, önlerine ne gelirse yakıp yıkmışlardı. Beklenmedik bir şekilde ihanete uğrayan Türk Köylerinden birisi de bölgenin tek Türk Köyü olan Dağköy'dü. Köyün yetişkin erkeklerinin askere ve seferberlik görevine gitmiş olmaları da bulunmaz bir fırsattı. Karşılarında kadın çocuk ve yaşlılardan oluşan savunmasız bir köy vardı. (Dağköyde seferberliğe aynı günde 105 veya 111 kişinin gittiği söylenmektedir) Bu durumda kadınlar erlerinin yerini almış öleceklerse eğer düşmana karşı vuruşarak ve dövüşerek ölmeyi tercih etmişlerdi. İfade etmek gerekir ki; Yunanlıların İzmir'i İşgali ve bilhassa Pontus Meselesi bilinmeden Rum ve Ermeni çetelerin isyan ve baskınlarının içyüzünü anlamak güçtür. Yunanlıların İzmir'i işgal etmeleriyle daha da şımaran Rum ve Ermeni çetelerin M. Kemal Atatürk'ün Samsun'a ayak basmasıyla hevesleri yarıda kalmış, Türk Köylüleri bundan aldıkları cesaret ve güvenle teşkilatlanmaya, başlamışlardı. Anadolu'nun çeşitli bölgelerinde aynı kaderi yaşayan halk artık kendi köylerini bir avuç insanla savunmak zorundaydı. Yoksulluk ve imkânsızlıklara rağmen savundular da... O yıllarda bilhassa memleketini kahramanca savunan Türk Kadınının ismi öne çıkmış oluyordu. Anadolu'nun dört biryanında binlerce Türk Kadını, Nine Hatunların açtığı çığırdan yürümüş, savaş sona erdiğinde ancak birkaçının ismi duyulabilmişti. Oysa savaş süresince adı sanı bilinmeyen binlerce Anadolu kadını düşmana karşı kahramanca mücadele vermişti. Elbette isimlerinin bilinmemesi meçhul kahramanların unutulduğuna işaret değildir. Onlar bu milletin gönlünde hep yaşamış yaşatılmış ve yaşatılmaya da devam etmektedir.
Milli Mücadele Kahramanı Dağköylü Fatma ÇavuşAhmet Seven · YD Kitap · 20174 okunma
·
25 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.