·176 syf.····Okunma: 22 Eylül 2022 00:07 Ne beklediğimi bilmeyerek başladığım bir kitap oldu, hiçbir şey bilmeyerek başladığım çoğu kitap gibi bu kitabı da sevdim.
Leonardo Da Vinci, Son Akşam Yemeği'ni çizmekte zorluk çeker, çünkü Hz. İsa'ya ihanet eden Yahuda İskariot'u çizerken kendisine model olacak birisini bulamamıştır. Bu yüzden de yana yakıla Milano sokaklarında uygun kişiyi aramaktadır. Bu kitapta da Da Vinci'nin aradığı kişiyi bulma süreci anlatılmaktadır.
"Son Akşam Yemeği" için ihanet eden Yahuda'ya uygun bir yüz arıyor Leonardo fakat Milano'nun tartışmasız en kötü adamı bile onun aradığı yüz değil. Uygun bir suret bulamadığı için de resmi geciktiriyor ve herkes bu durumdan şikayetçi. Olayın altyapısında bu var ve eser buna bağlı olarak isimlendirilmiş fakat eserin başkahramanı Leonardo da Vinci değil, Yahuda'nın yüzünü taşıyacak, kazanacak daha doğrusu, bir tüccar. Okuyucu olarak eser boyunca bu "Yahuda"yı takip ediyoruz ve başta iyi bir aşık, tipik bir tüccar olan Behaim'in kibri yüzünden nasıl şeytanlaştığını görüyoruz. Bir kahramanın antikahramana dönüşme öyküsü aslında bir bakıma.
Hiçbir düke, hiçbir hükümdara hizmet etmem; hiçbir şehre, hiçbir ülkeye , hiçbir imparatorluğa ait değilim; ben yalnızca görme, kavrama, düzene sokma ve yaratma tutkusuna hizmet ederim ve sadece eserime aitim."(L. da Vinci).
[S.164]
"Yahuda İsa'ya onu sevdiğini anladığı, onu çok fazla sevmek zorunda kalacağı için, kibrinden dolayı ihanet etti."
(İşte bu özelliği taşıyan birinin suratını arar L. Da Vinci, Milano Santa Maria delle Grazie manastırına çizdiği Son Akşam Yemeği tablosundaki Yahuda'yı hakkıyla tasarlayabilmek için).
Konusu ilginç, anlatımı akıcı ve sonu çok güzel bağlanmış bir klasik. Okumanızı öneriyorum