Güzelim kitabın adına baktığımda ilk aklıma gelen şey "Romantik herhalde..." olmuştu. Adı "İlk Aşk ve İlk Günah" olunca insanın aklına doğal olarak gülümseyen çiftler ve şekerler geliyor. Daha sonra arka kapak yazısı gizem ve polisiye türünde olduğunu belirtince ilginç bir kombinasyon olduğunu düşünerek okumaya başladım.
Ne serüvendi ama!
Georgia, Angela ve Kaiser üç yakın arkadaşlar. On altı yaşında her ergende olan "Bana hiçbir şey olmaz, benden iyisi mi var yeğenim?" havasıyla hayatlarını yaşıyorlar. Eh tabii bütün bu "sultan da benim kanun da" havası Angela ortadan kaybolana kadar sürüyor.
Hikaye Geo'nun otuzlu yaşlarında bir kadın olarak ünlü bir şirkette yönetici olduğu zamanda başlıyor. Yetişkin bir kadın olan Georgia evlenme arifesinde olan başarılı bir iş kadını. Bir toplantı sırasında eski arkadaşı Kaiser (artık polis olmuş) Georgia'yı tutuklamaya geliyor. Açtı kapıyı vurdu yumruğu!
Çünkü on dört yıl önce kaybolan Angela'nın kalıntıları, en yakın arkadaşı Geo'nun bahçesinde parçalanmış bir şekilde bulunmuş. Olaylar bir şekilde ortaya çıkıyor ve katilin Geo'nun erkek arkadaşı Calvin James olduğu, Geo'nun ise cinayeti bildiği hâlde sesini çıkarmadan hayatına devam etmesi büyük ses getiriyor.
Her neyse Geo suçunu itiraf etmesiyle 5 yıllığına hapse giriyor. Kitapta Geo'nun hapishanede geçirdiği zamanları da okuyoruz. Gerçekten hapishane anıları acımasız ve yüze çarpan soğuk su etkisi yaratıyor. Bazı yerlerinde insanın tüyleri diken diken oluyor. Üstelik Geo eski anılarını, yani on dört yıl önce en yakın arkadaşı Angela ile geçirdiği zamanları da anlatıyor ki bu anılar da beni çok etkilemişti.
Hiç kimse parçalanarak öldürülmeyi hak etmez. Angela kötü bir kız değil, Geo da değil. Bu kızlar yanlış karar vermiş ve ağır bedeller ödemek zorunda kalmışlar.
Hikaye ilerledikçe anılarda daha derine iniyoruz. Yeni işlenen cinayetler ortaya çıkıyor ve herkes diken üzerinde. Allah'ım... Her yeni bir şey öğrenince başımın üzerinde bir ampul beliriyordu sanki! Calvin yani hikayenin seri katili öylesine garip bir adam ki insanın beynini açıp bakası geliyor. Manipülatif, zavallı, şiddete meyilli bir canlı. Fakat kendinin farkında. Geo'ya da bir çeşit bağlılığı var.
Sona yaklaştıkça yazar hiç beklenmedik yerlerden vuruyor ki ben heyecandan yerimde duramadım. Daha sonra ilk sayfalarda dikkatimi çok da çekmeyen bir şeyler hatırladım ve dönüp dönüp o paragrafları aradım. Kendimi bu süreçte araştırmacı bir polis gibi hissettim hehehehe
Kitabın sonuna doğru hem şaşırdım hem de heyecanlandım. Sonu her ne kadar biraz aceleye getirilmiş gibi bitirilse de bence oldukça keyifli, sürükleyici ve okuyucuyu koltuğun kenarında tutan bir kitaptı. Gizem ve olayları çözme konusunda benim gibi meraklıysanız siz de bu kitabı beğenirsiniz.