·432 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Ekim 2022 20:43 Kitabın en iyi distopyalardan biri sayılmasının en büyük nedeni, Orwell'ın kurguladığı dünya: Geçmişin kontrol altına alındığı, karanlık, baskıcı bir yönetim ve bu yönetimin yaptıklarını bilen ve kabullenen insanlar.. Geleceğin, kitabın başında tarif edilenden daha da karanlık olmayacağını düşünürken çevirdiğim her sayfa aksini ispatladı: Bırakın düşünce özgürlüğünü, özgürlük kelimesinin bile var olmayacağı bir geleceğe doğru yola çıkılmış. Kurgulanan dünya o kadar gerçekçi ve ayrıntılı ki... Kitapta anlatılan dünya korkutucu olsa da oldukça başarılı bir biçimde kurgulanmış.
Kurgulanan dünyanın temeli sağlam olunca, olaylar ve bu olayların kurgulanış biçimi de sağlam oluyor, tabii. Kitabın zekice yazılmış, detaylı bir kurgusu var. Yazar, ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu bir sorgulama sürecine itiyor. Ana karakter Winston gibi, kitaptaki dünyayı geçmişi, şimdisi ve geleceğiyle birlikte sorgulamaya başlıyoruz. İç karartıcı distopyası gereği okunan her sayfa insanı biraz daha boğsa bile, tüm bunlara hayran olmamak elde değil. Yazar, aklımda o kadar olası bir distopya örneği canlandırdı ki sayfaları korkarak çevirdim. Orwell'in 1984'te anlattığı dünya, imkansız değil. Hatta şimdiye kadar okuduğum distopyaların içinde en gerçekçi olanı buydu; uygun koşullar sağlandığı takdirde kitapta okuduklarımın gerçekleşmemesi için hiç bir neden göremiyorum. Sanırım, kitabı böylesine destansı yapan etmenlerden biri de bu boğucu distopyanın gerçekleşme ihtimalinin varlığı.
Winston'la birlikte yaşadığı dünyayı sorgulamaya ek olarak biz okurların yaptığı bir diğer şey, kitapla yazıldığı dönem hatta günümüz dünyası ile bağlantılar kurmaktı. Kitap, yazılıp basılalı 60 yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen tıpkı Hayvan Çiftliği'nde olduğu gibi günümüzde gerçekleşen olaylarla da bağlantı kurulabiliyor. Bu da, 1984'ü arada sırada birkaç sayfasını karıştırabileceğim başucu kitaplarımdan biri haline getiriyor ;)
Kitabın gerilimi ve aksiyonu da bol. Bir yandan kurgulanan dünyaya hayran kalırken diğer yandan üstümde sürekli bir diken üstündelik hissi vardı. Büyük Birader'in kesintisiz olarak dinlemesi ve izlemesi, bana bir rahatsızlık hissi vermişti. Normalde (benim gibi) özgürlüğünüzün kısıtlanması düşüncesine bile katlanamıyorsanız, kitabı bitirdikten daha sonra bile izlenmişlik hissini atmanız zor olabilir. Ama bu da kitabın başarısının bir başka göstergesi, benim gözümde :)
Kitabın şaşırtıcılığının da yüksek olduğunu eklemeden geçemeyeceğim. Özellikle son olayların aniliği, beni şok etmişti. Bu kısımlarda, yanlış okuduğumu sanıp tekrar cümle başına dönmüşlüğüm çok oldu. Son bölümleri şaşkınlık nidaları eşliğinde bitirdim.
1984, kitapta da denildiği gibi, bir insanlık karabasanı. Kurgulanan dünya her ne kadar karanlık, ümitsiz ve korkunç olsa da aynı zamanda hayranlık uyandıran bir mantığı var. 1984'ü herkesin ölmeden önce mutlaka bir kez okuması gerektiğini düşünüyorum