Gönderi

Puan vermedi·80 syf.··
2022 55. kitabı
·
40 günde okudu
·
Okunma: 25 Ekim 2022 18:44
Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu eleştirisi: Kitabın olay örgüsünü genel bi özetleyelim: Kitap bir kadının (R'nin) bir adama olan hislerini yazdığı mektupta anlatması ve sonrasında intiharıyla sonuçlanıyor. Tam bir postmodern onu söyleyeyim baştan ,geriye dönüşler var ,sonunu kestiremiyoruz aslında ben yorumladım kadının ölmesini belki de ölmedi. (bunu da son sayfalardan çıkardım "birazdan yığılıp kalacağım buraya ,ateşim çıkıyor hissediyorum.") Bilinmeyen bir kadından bilinen bir adama yazılan bu mektup sevgisiz ve sadakatsiz geçen bir ömrü kaleme almış. Yaş küçük, aşk kapıda ve sevdiğin kişi sadece kapı altından bi ayak sesi... R'nin apartmanına bir adam taşınıyor bir gün. Çevredeki herkes taşınan bu adamı yaşlı ve tek yaşayan biri olarak tahmin ediyorlar ,neden bilmiyorum. Sonra bir gün adam geliyor (yazar kimsenin ismini belirtmemiş hep adam ,kadın diyor.) Adamın apartmana geldiği ilk gün R ona aşık olur (yine ilk görüşte bir aşk!!) ve bu aşk gittikçe kuvvetli bir tutkuya dönüşür. Okula gidip gelirken onu gözetler bazen, takip eder ve R henüz 13 yaşındadır. (13 yaşında olmasına rağmen büyük çaba gösterdi bence ) Birkaç kere de karşılaşırlar ama konuşmadan yanında geçer adam. R onun hayatıyla ilgili daha fazla şey öğrenmeye başlar. Artık onun her şeyini biliyordur eve kaçta geldiğini ,şu an ne yaptığını her şeyi... Ve bir gün hiç beklemediğimiz bir anda R'nin annesi evlenmeye karar verir ve bu üvey babası Innsbruck'ta ikamet etmektedir. Viyana'dan ayrılmak zorundadırlar. R bunu duyunca büyük bir hayal kırıklığına düşer, bütün dünyası yerle bir olur ve o anki derin üzüntü nedeniyle onun yanına gidip her şeyi itiraf etmeye karar verir. Kapısına gider zile basar, hepimizin beklediği o an acaba yüzleştiler mi ? Tabi ki de hayır adam evde yoktu o gün. Sonra R onun hayatına henüz girememişken veda eder. Taşınırlar ,aradan zaman geçer genç kız büyür ve çocukluğunun geçtiği yere taşınır, adam hâlâ oradadır birkaç kere karşılaşmak için plan yapar, adam sonunda onu fark eder ,adamın evine giderler ve adam ona beyaz güller hediye eder bu sayede bu romanın simgesi beyaz güller olur.(Artık nerede beyaz gül görsem aklıma bu kitap gelecek.) Sonra adam kadını tekrar görür ama onu hatırlamaz -bu nasıl olur aklım almıyor - Kadın kendini hatırlatmak için doğum günlerinde ona beyaz güller gönderir ismini yazmadan onun anlaması için ama adam hiçbir zaman bunu da anlamaz. Bana göre kadın çok güzel sevdi ama adam hiçbir zaman bunun farkında olmadı. Gözünün önündekini göremedi. (Büyük konuşmayayım ama biri beni böyle sevse ben hemen fark ederim ya) sonrası malûm, kadın bunları mektubunda anlatıyor yine ismini belirtmeden ölünce adama yollanmasını istiyor ve tahminimce ölüyor. Gerçek aşkın ve fedakarlığın bir simgesi olarak kısacık kitaba insanı hayrete düşüren bir aşk sığdırıyor yazar. Yazdığı kitaplarda okuyucuyu psikolojik analizleri altına alan Stefan Zweig aynı özelliğini bu kitapta da ortaya koymuş. Daha önce şu meşhur "Satranç " kitabını okumuştum. Eminim onu okumayan kalmamıştır. BBKM kitabına basit bir aşk romanı demek doğru olmaz çünkü kitapta geçen ve adı bilinmeyen kadın, aşık olduğu adamın kendini baskı altında hissetmemesi ve kendini fark etmesi için akılalmaz bir yaşam sürüyor. 13 yaşında bir çocuğun yüreğinde filizlenen masum bir aşk ,genç kızlık döneminde daha da yoğunlaşıyor ve bu genç kız aşkı uğruna tüm hayatını feda ediyor. (Bu çoğumuza aptallık olarak gelebilir. Bana göre olağanüstü bir başarı ) Üstelik aşık olduğu adamdan da bir şey beklemiyor. Adam onun varlığından habersiz hayatını yaşıyor. Ne acı ,kadın sevdiğinden ayrı yapayalnız bir başına acılar içinde ölüyor. Bu kitap beni çok ama çok etkiledi. Kitabı 2,30 satte bitirdim. Gayet akıcı, gayet kısa bir kitap kolaylıkla bir çırpıda okuyacağınız bir kitap ve size şiddetle tavsiye ediyorum,kesinlikle okumalısınız!! Masumiyet Müzesi eleştirimden epey etkilemişsiniz ,bunu hissettim bu kitap da tam tersi orada Kemal Füsun'a, burada kadın adama çok aşık. Ben Masumiyet Müzesi'ni okurken acaba kadın adama deliler gibi aşık olsa nasıl olurdu diye kafamda kurmuştum. Bu kitap o kitap! Aşkı için her yolu mübah gören bu kadın, yenilgisini kabullendi. Sırf adamı üzmemek için. Ve karşılığı kocaman bir sıfır ne yazık ki .Ve inanır mısınız bu gerçek bir hayat hikayesinden alınmış. Aslında o adam Stefan'mış mektubu aldığında hatırladığı şeylerle yazmış bu romanı. Şahsen bu da beni çok etkiledi. Tamamen sürprizlerle dolu bir kitaptı, heyecan dorukta okudum ve etkisinden de çıkamadım. "Iyi ki okumuşum!" bunu gönül rahatlığıyla söyleyebilirim. Kendimi bu kitaba çok yakın hissettim.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Anonim Yayıncılık · 2020266,5bin okunma
·
98 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.