·160 syf.····Okunma: 20 Ekim 2022 21:25 Bu incelemeyi yazmak benim için bir miktar üzücü olacak. Loe'yu serinin ilk kitabı olan Doppler sayesinde tanıyıp ona büyük hayranlık duymuştum. Doppler kitabını çevremdeki birçok kişiye önermiştim, muhteşem bir huzur vermişti. Doppler'i okurken tertemiz bir orman havası soluyor gibiydim, gündelik hayatın sıkıcılığı ve omuzlarımda bir yük oluşturan sorumluluklarımdan zihnimi biraz olsun uzaklaştırabilmiştim. Bunun en büyük sebebi Loe'nun o tatlı ve zekâ dolu kalemi, konuların ormanda geçmesi ve başkahramanın şehir hayatından bunalıp doğaya karışmaya duyduğu istekti. Benim için her anlamıyla çekici olan bu kitaptan sonra seriye devam etmemem olanaksızdı. Hemen ikinci kitap olan Volvo Kamyonlar'ı edindim.
Volvo Kamyonlar, Doppler'e göre öyle farklı bir anlatım tarzı ile yazılmış ki, karakterlerin isimleri aynı olmasa bu iki kitabın aynı seriye ait olduğunu anlamak bayağı zor olurdu. Bu yeni anlatım tarzı belki sıra dışı bir soluk arayan okurların tam da aradığı şeydir fakat benim için pek keyif verici sonuçlar doğurmadı. Volvo Kamyonlar'da yazarın sık sık olayın ortasına tam olarak "ŞAKKADANAK" girdiğini görüyoruz. Kitabın başlarında iken, bu girişler beni rahatsız etmemişti. Sevimli birer detay olarak görmüştüm fakat kitap ilerledikçe yazarın bu araya girişlerinin asla bir sonu olmadığını anladım. (Hakikaten de kitabın sonuna kadar hikâyeyi kesip kendinden, metin yazarlığından, kitabın gidişatından bahsetmeyi hiç bırakmadı.) Bu yöntem okur ve yazar ilişkisini bir noktada güçlendiriyor, bu gerçeği inkâr etmeyeceğim. Fakat dezavantajı, okuru hikâyeden koparması. En azından benim için durum bu idi. Ben bir hikâye veya roman okurken kendi gerçekliğimden kopup, elimdeki eserin içine girmek isteyenlerdenim. Volvo Kamyonlar, bana bu şansı tanımadı maalesef. Sıkıldığım çok yer oldu.
Olumlu taraflarına gelirsek, yukarıda da söylediğim gibi benim için fazlasıyla sıkıcı olan bu değişik anlatım tekniği, kimi okurlar tarafından çok keyifli bulunabilir. Bunun için mutlaka kitabı okumanız gerektiğini düşünüyorum. Benim gibi Doppler'deki kadar keyif almama ihtimalinize karşın, en azından bu anlatım tekniğinin tadına bakmış olursunuz.
Yazarın Doppler'deki gibi doğa ile olan bağı bu kitapta da sürdürmesi güzeldi. Özellikle kuşlara ilgisi olan kişilerin kitaptan çok zevk alacağını düşünüyorum. Aralarda değişik konular ile ilgili araştırmalar yaptığını ve bu araştırmalara nerelerden ulaşabileceğimizi de eklemiş yazar. Hatta bir bölümde internet sitesi bile bırakmıştı.
Birkaç kısımda da çeşitli sanatçıların şarkılarından örnekler vermiş, kitabın sonlarına doğru özellikle bir şarkıyı dinlemenizi de istemiş. İstediği gibi o şarkıyı dinleyerek bitirdim kitabı. Benim için eğlenceli bir deneyimdi.
Yazarın kitapta belirli birkaç konusu yok, öyle fazla konudan bahsediyor ki... Araştırmaya meraklı, yeni şeyler öğrenmeye hevesliyseniz kitaptaki bu değişik konular ilginizi çekebilir. Benim için bu dokunuşlar gayet hoş fakat aşırıya kaçıldığı zaman yine söylediğim gibi, beni hikâyeden koparıyor olması hoşuma gitmiyor. Bu kitapta aşırıydı...
Yine güzel bir tarafından bahsedeyim, yazarın kendi deneyimlediği -en azından okurken ben öyle hissettim- tatları, yemekleri size önermesi çok şeker bir detaydı. Kitabın içerisinde birkaç yemek ve bir kurabiye tarifi sizi bekliyor olacak.
Evet, benim kitapla alakalı düşüncelerim bunlar. Elbette serinin son kitabını da okuyacağım. Fakat bu kitap sonrasında Doppler'den sonraki o büyük beklenti, artık üzerimde değil.
Kendimi fazla olumsuz bir inceleme yazmışım gibi hissettim. Lütfen öyle düşünmeyin, yazarın dilini ve bahsettiklerini ilk kitapta AŞIRI beğenen biri olduğum için bu kadar fazla detaya takılmış olabilirim. Kimseyi kötü etkilemek istemem. Her şeye rağmen ortada çok büyük bir emek var. Sıra dışı bir anlatım, bol çeşitli bir konu listesi. Sizin için çok daha farklı bir deneyim olabilir. Ön yargılı olmadan okumanızı isterim.
Sevgiler.