#OkudumBitti
#KaplanınSırtında
#ZülfüLivaneli
#322Sayfa
“Doğar doğmaz kaplanın sırtına koymuşlar beni diye” düşünüyor Sultan Abdülhamid.
İktidar sahibi olmak kaplan sırtında yaşamak gibidir. Herkesin gözünü kamaştıracak bir kuvvet ve kudret gösterisi, kaplan gibi muhteşem bir yaratığa egemen olma duygusu, yırtıcı hayvanın sırtındaki çelik adelelerin gergin kıpırtılarını bacaklarının altında hissetmek, herkesin korktuğu zalim bakışlı ölüm makinasının efendisi olmanın verdiği doygunluk, ayrıcalık, üstünlük, tanrılık ama bir yandan da korku.
Kaplanın sırtındayken her buyruğuna uyan o büyük güce egemensin, güçlüsün, mutlusun; ne varki sırtından indiğin anda o kaplan seni pençesine düşmüş zavallı bir gazal gibi parçalar, hiç duraksamaz.
Kaplanla birlikte yaşamanın tek koşulu onun efendisi olmaktır; ya efendisidindir ya da kurban.
33 yıl iktidarda kalan, her dönemi ayrı olaylara sahne olmuş kızıl sultan Abdülhamid, tahtta indirilmiş ve Selanik’e sürgüne gönderilmiştir.
Dönemi, kendisinden başka herkesten dinlenmiş olan Abdülhamid bu defa kendisi anlatır. Doktoru Atıf Hüseyin Bey tüm anlatılanları evine gidince not almaktadır.
Başlangıçta her Osmanlı genci gibi sultan Abdülhamid’den nefret eden Atıf Hüseyin, sultanı dinledikçe ısınmaya başlayacaktır.
Sultan Abdülhamid ve Atıf Hüseyin artık iki sırdaştı.
Sultan sürgünde iken her şey daha da kötüye gitmiş Balkanlar’ın büyük kısmı kaybedilmiş, Yunan ve Bulgar orduları Selanik’e dayanmıştır. İstanbul hükümeti ise Sultan Abdülhamid’i güvenliği için İstanbul’a getirtme kararı almıştır. Her ne kadar gitmeyip savaşmak için ısrar etse bile bu talebi kabul görmeyecek ve İstanbul’a dönecektir.
Beylerbeyi sarayının kapısından girerken, Sultan Abdülhamid, o uğursuz sarayın mermer sütunlarını görür görmez bir darbe yemiş gibi oldu. Bie süredir uykuda olduğunu sandığı ve varlığını neredeyse unuttuğu kaplanın sert adelelerinin harekete geçtiğini farketti. Kaplanı unutmakta haklıydı çünkü tahttan inmekle ondan kurtulduğunu sanmış, gölgelere karışmış eski bir sultanın tehlikeden uzaklaştığını, artık sakin bir limana demirlemiş olduğunu düşünmüştü. Ama ne yazıkki uyanıştı o muhteşem zalim yaratık.
Sultan Abdülhamid, kaplanın sırtından inişinin burada olacağı sezgisiyle içine ürpertiler salan mermer saraya yaklaşırken, bir an pencereden kayarak geçen ince bir Çerkez kızının gölgesini gördüğünü sandı.
Harika bir kitap okudum yine baştan sona çok güzeldi. Hakkında herkesin her şeyi söylediği o meşhur dönemleri bir de kahramanının ağzından dinlemek çok heyecan vericiydi. Livaneli hayranları yine dolu dolu sayfalar yaşayacak
Lütfen kitap okuyalım